Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Tuhaf bir turist rehberi

YUNANİSTAN-Türkiye maçını, iki arkadaşım ve onların yabancı iş ortakları ile birlikte İstanbul’un büyük otellerinden birinde izledim.

Maç sırasında yabancılardan biri durduk yerde “6-7 Eylül’de ne oldu” diye sordu.

Maçın en keyifli anlarından birinde sorulan sorunun bu “yersizliğini” şakaya vurup geçiştirmek istedim: “Hasan Cemal’in doğum günüydü!”

Maçtan sonra bunu neden merak ettiğini sordum. Üşenmedi ve kalkıp odasından, otel müşterileri için hazırlanmış İngilizce-Türkçe bir dergi getirdi.

Beyoğlu‘nu anlatan yazıda şöyle bir bölüm vardı: “Galata 20. yüzyılın ortalarına kadar ekalliyet özelliklerini taşımasına rağmen ne yazık ki 6-7 Eylül olaylarından sonra toplu göçe sahne olmuştur. Yıkımların ardından Müslümanların dışındaki nüfus aceleyle bölgeyi terk etti. Bu Galata’nın 50 yıl sürecek olan sessizliğinin başlangıcı idi.”

Turistler için hazırlanan bu tür rehberler, tanımları gereği “faydalı ve pratik bilgiler” verirler.

6-7 Eylül olayları gibi, bir turistin günlük yaşamını etkilemeyecek ve kısacık bir yerde anlatılması son derece güç bir konunun rehberde ne işi olduğunu anlayamadım.

Gittiğim birçok ülkenin geçmişinde de böyle utanılacak olaylar olduğunu biliyorum. Hiçbirinde de turist rehberlerinde bu tür konulardan söz edildiğine tanık olmadım.

Böyle olaylardan söz etmeyerek onları hiç olmamış kılamayacağımızı biliyorum elbette.

Ama ülkemize üç-beş günlüğüne gelmiş sıradan turistlerin kafalarını karıştırmanın ne álemi var, merak ediyorum.

Düşünüyorum da galiba biz gerçekten tuhaf insanlarız!

Kitabın Dinç Bilgin bölümünü merak ediyorum

TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, Adana’da batık bankalarla ilgili tahsilat serüvenlerini anlattı.

Kurumun son görevlerinden biri de batık bankalar ile ilgili bir kitap hazırlamakmış.

İlginç bir çalışma, eminim ki okuyacak olanların damağında bir tür polisiye roman lezzeti bırakacaktır.

Bu kitapta en büyük merakla okuyacağım bölüm, batık Etibank‘tan kaynaklanan alacakların tahsili ile ilgili bölüm olacak.

Çünkü bütün batık bankalardan alacakların tahsili herkesin gözünün önünde cereyan ettiği halde bir tek Etibank “kapalı kapılar ardında” tasfiye edildi.

Herkesin malı mülkü açık artırma ile değerine satılırken bir tek Dinç Bilgin‘in malları üç kuruşa “kiracı” mı, “sahip” mi olduğu anlaşılamayan birisine devredildi.

Bir tek Star Televizyonu bile Sabah, Takvim, Fotomaç gazeteleri ile ATV ve bir sürü radyo ile dergiden daha pahalıya satıldı.

Kitabı okuyunca bunun nedenlerini de öğreniriz inşallah.

Cine 5, “mesleki bilgilerini kullanıp işletsin de borçlarını ödesin” denilerek Erol Aksoy’a bırakılırken, bu işlerde daha tecrübeli ve bilgili olan Dinç Bilgin’den bu hak neden esirgendi? Kitap, bu konuyu da aydınlatmalı.

Eğer, Etibank’ın da tasfiye işlemleri öteki bankalar gibi yapılsaydı Dinç Bilgin, bütün borçlarını öder, üstüne de yeniden işine dönebilecek kadar paraya sahip olabilirdi.

Bu kitabı gerçekten merakla bekliyorum!

Bu gerekçe, gerekçe değil!

ADALET Bakanı Cemil Çiçek, geçtiğimiz hafta içinde Yargıtay üyeliklerine seçim yapılmasını neden engellediğini arkadaşımız Şükrü Küçükşahin‘e şöyle açıkladı: “Yakında İstinaf Mahkemeleri kuracağız, Yargıtay üyelerinin sayısı bu nedenle azalacak. Onun için şimdi seçime gerek yok.”

Bakan bu sözlerine kendisi de inanıyor mu bilemiyorum ama diyelim ki neden bu olsa bile Danıştay ve Sayıştay üyelikleri seçimlerinin bir türlü yapılmamasını neyle açıklayacağız?

Öte yandan şunu sormak da mümkün: Yargıtay üyeliklerinin azalmasına yol açacak yasa çıkartılana kadar ne olacak? Yasa çıkabilecek mi, Cumhurbaşkanı bunu onaylayıp yürürlüğe koyabilecek mi?

Diyelim ki yasa çıktı ve üyeliklerin sayısı azalacak. Bu durumda şu anda Yargıtay üyesi olan ve “ihtiyaç fazlası” durumuna düşecek yargıçlar için nasıl bir çözüm düşünülüyorsa, yeni seçilecek yargıçlar için de aynı çözüm geçerli olmayacak mı?

Adalet Bakanı, bu seçimi neden engellediği ile ilgili daha inandırıcı bir açıklama bulmak zorunda.