Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Yunanistan’a ’insanlığı’ hatırlatmanın yolu

AZINLIK vakıfları ile ilgili tartışmaların gelip düğümlendiği yerlerden birisi de Yunanistan’ın, Batı Trakya’da izlediği ayrımcı politikaya Türkiye’nin bir yanıt vermesi konusu.

Başbakan başta olmak üzere AKP ve CHP’de, Türkiye’deki azınlık haklarının iadesi ile Yunanistan’daki azınlık haklarının iadesi arasında bir ilişki kurma eğilimi var.

Yunanistan, Batı Trakya’daki Türk azınlığı, biliyorsunuz “Türk” olarak tanımlamıyor.

Onlara göre Batı Trakya’da yaşayanlar “Müslüman Yunanlılar”.

Ve yine biliyoruz ki Yunanistan, Türk azınlığın etnik ve tarihsel kimliğini tanımamanın yanı sıra camileri onarmıyor, vakıflara engeller çıkartıyor, seçilmiş müftüyü bile tanımıyor.

Avrupa Birliği üyesi Yunanistan’ın kendi vatandaşı olan azınlıklara yaptığı bu fena muamele ile mücadele etmenin yolu nedir?

Bu sorunun yanıtını kolayca verebilmek için başka sorular da sorayım.

Yunanistan, kendi vatandaşı olan Türk azınlığa kötü muamele yapıyor diye, onu bu uygulamadan vazgeçirmenin yolu, Türkiye’deki gayrimüslim vatandaşlarımıza eziyet etmek midir?

Türkiye Cumhuriyeti’nin vergi veren, askere giden, seçme ve seçilme haklarına sahip gayrimüslim vatandaşları, Yunanistan’ı yola getirmek için elimizde tuttuğumuz rehineler midir?

Yoksa bununla mücadelenin yolu mümkün olan her uluslararası platformda Yunanistan’ı teşhir etmek ve yaptığı insanlık ayıplarını yüzüne vurmaktan mı geçiyor?

Doğru ve insani olan tavır hangisi: Yunanistan Türklerinin hak arayışları için, onlara her türlü hukuki ve siyasi desteği vermek mi? Yoksa Yunanistan öyle yapıyor diye kendi vatandaşlarımıza ayrımcılık yapmak mı?

Hayvanlar en iyi dost!

İNSAN dediğimiz canlı türünün, ne kadar ilginç olduğunu anlatan bir fotoğraf dün Milliyet’te yayımlandı.

Emirates Hava Yolları’nın bir kargo uçağına yüklenen kafesler görünüyordu bu fotoğrafta. Kafeslerin içinde de köpekler ve kediler vardı.

Haber, 300 kedi ve köpeğin ABD’ye gönderilmek üzere uçağa bindirildiğini anlatıyordu.

Amerika’da faaliyet gösteren “Hayvanlar En İyi Dost” isimli bir sivil toplum kuruluşunun, Lübnan Savaşı sırasında sahipsiz kalan kedi ve köpeklere yeni sahipler bulabilmek için düzenlediği bir kampanyanın sonucu bu.

Dünyanın bir yerlerinde hálá iyi kalpli insanlar var diye sevindim önce.

Sonra, Lübnan’da evlerini bombalar yüzünden terk etmek zorunda kalan, kendi ülkelerinde göçmen durumuna düşürülen insanları düşündüm.

En yakınlarını kaybederek kimsesiz kalan çocuklar geldi aklıma.

İnsanoğlunun, kendi türüne bazen diğer canlılar kadar değer vermediğini gösteren çarpıcı bir örnek bu.

Tıpkı Amerika’daki derneğin adındaki gibi hayvanların bazen insanlardan daha iyi dost olabileceklerini gösteriyor.

Terentius’un sözünü hatırladım sonra: İnsanım, insanca olan hiçbir şey bana yabancı değildir.

Polisi de kutlamak gerek

İSTANBUL’da lüks semtlerde hırsızlık yapan bir çetenin çökertildiği ve aralarında bazı polisler de bulunan zanlıların gözaltına alındığı dün Hürriyet’in manşetinde yer aldı.

İstanbul Valisi Muammer Güler, bu örgütlü suç nedeniyle Adliye’ye sevk edilenler arasında 7 polis ve bir emniyet amirinin de bulunduğunu açıkladı.

Vali Güler’in açıklamaları arasında sahte pasaport, ehliyet gibi resmi belgeler düzenleyen bir çetenin de çökertildiği, birisi İstanbul’da, ikisi Ankara’da üç polisin de bu suç nedeniyle adliyeye sevk edildiğini de anlattı.

Güler’in açıklamalarını okurken şu sözlerini çok önemsedim:

“Türk polisi kendi içinde bu tip olaylara karışanlarla mücadelesini sürdürmektedir. Buraya karışan polis ise bunları takip eden, yakalayan da polistir. Biz içimizdeki bu tür yanlış işlem yapanları kesinlikle bu meslekte barındırmayız. Herhangi bir kurumsal kayırmacılık ve mesleki kayırmacılık içinde olmayız. Bu işi yapanların bu teşkilatta yeri yoktur.”

Ordudan sonra polisin de içindeki “çürükleri ayıklamak konusunda” titiz davrandığını görmek beni mutlu ediyor.

Bu önemli bir “Türk devlet geleneğinin” giderek değişmekte olduğunu gösteriyor.

Çünkü bizde gelenek, hata yapan, suç işleyen devlet memurlarının amirleri tarafından korunması şeklindedir.

Çok önemli suçlamalara karşın haklarında dava açılmasına bile izin verilmeyen kamu görevlileri ve amirlerinin sayısı hiç az değildir.

Bu köşede genellikle olumsuz gördüğüm konuları eleştiriyorum.

Bugün de yiğidin hakkını yiğide teslim edelim.

İstanbul Valisi’nin şahsında emniyet görevlilerini bu tutumları nedeniyle kutluyorum.