Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Kadınlar dilsiz olsa…

  Yazı yazma eyleminin, kamunun önünde çırılçıplak soyunmak, herkesin önünde bir tür striptiz yapmak olduğunu kim söylemişti, hatırlamıyorum. Ama yazı yazan ve kamuoyuna “içini açan” bir insan olarak bu sözü sık sık hatırlıyorum.

Özellikle de şu günlerde okumakta olduğum bir kitap nedeniyle…
Henüz Türkçesi yayımlanmamış bir kitap okumaya çalışıyorum. Ağır argonun hakim olduğu bir metni benim İngilizcemle alt etmek gerçekten “çalışmayı” gerektiriyor.
Kitap “The Sexual Life of Catherine M.” adını taşıyor. Kadının soyadının kitabın isminde M. olarak geçmesi, kimliğini gizleme amacından çok merak uyandırmaya yönelik olmalı, çünkü kitabın yazarının adı Catherine Millet…
Catherine Millet bu “öz yaşam öyküsünde” cinsel yaşamını anlatıyor. Olanca çıplaklığıyla, hiçbir şeyi gizlemeden, her şeyi adlı adınca söyleyerek…

İstasyonda çırıl çıplak!
“Cinsel yaşam” olarak kitapta anlatılanların biz sıradan fanilerin hafsalasına kolay sığmayacak şeyler olduğunu da belirteyim… 150 kişilik orjilerden tutun da yoldan gelip geçen herkesin izleyebileceği şekilde planlanmış buluşmalara kadar… Benzerlerini ancak pornografik filmlerde görebileceğiniz her şey!
Millet, herhangi bir kadın değil. Fransa’nın en prestijli sanat dergisi Artpress dergisinin editörü olarak entelektüel çevrelerde saygın bir yeri var. Anılarından önce de içeriği sanat eleştirisi olan 8 kitap yayımlamış.
Millet’in 30 yıldır yaşamını paylaştığı Jacques Hennric de tanınmış bir Fransız yazar. İlk günlerinden beri Millet’nin çıplak resimlerini de çekermiş ve bu resimlerden seçtiği 30 ayrı fotoğraftan oluşan bir kitabın da yazarı aynı zamanda. Ben kitabı görmedim ama fotoğraflardan birinin bir istasyonda halkın içinde çekildiğini yazıyor, internette okuduğum bir makale…

‘Bu bir devrim’
Kitabı okurken “Bir insan bunu neden yapar” sorusunun da yanıtını düşünüyorum. Sorduğum soru Madame Millet’nin cinsel eylemleriyle ilgili değil elbette, bunu sormak bana düşmez de zaten.
Herkesin tanıdığı, saygı duyduğu bir entelektüel kamunun önünde böyle çırılçıplak soyunmayı neden ister? Bunun yaratacağı ilgiden ve tepkiden nasıl olur da korkmaz? Zaten Le Monde’da yayımlanan eleştiride de şöyle denilmiş: “Mükemmel bir kitap. Millet, bir devrim yaparak daha önce hiçbir kadının yapmadığı bir şeyi yapmış.”
Millet de şöyle konuşuyor kitabı için: “Bu benim hayatımın en mutlu olayı. Bunu kitabımın çok satmasından dolayı söylemiyorum. (Sadece Avrupa’da 1 milyonun üzerinde bir satıştan söz ediliyor.) Ben birçok insanın ne demek istediğimi anladığına seviniyorum.”
Yukarıdaki soruyu sorduğuma göre ben Millet’yi mutlu eden okuyuculardan biri değilim…

Üslubu pornografik
Millet, bir Fransız ve bir kadın olarak kendisinden bekleyeceğim bir şey yapmamış diye düşünüyorum. Yaşadıklarını anlatırken bir sofistikasyon çabasına girişmiyor. Kavramlar yaratmıyor, bunların ruhsal çözümlemelerine girişmiyor..
Bir kadın gibi değil de sanki bir erkek gibi yazmış. Hem de yatılı okul yıllarından hatırladığım ‘Kaymak Tabağı’, ‘Fırıncının Kızı’ türünden bir pornografik üslupla…
Bunu kendisini de itiraf ediyor. Cinsel ilişkiyi, insanlarla kolay iletişim kurmak için bir araç olarak kullandığını söylüyor. Columbia’dan Dr. Alon Gratch’ın tespit ettiği gibi: “Erkekler dilsiz olsalardı seksle iletişim kurarlardı.”
Kitabın son sayfasını çevirdiğimde ise sorduğum soruyu şöyle değiştirdim: Kadınlar da erkekler gibi sırf canları o anda öyle istediği için rastgele cinsel ilişkilere girebilirler mi? Kadınlar hakkında bugüne kadar okuduğum, öğrendiğim her şeyi altüst eden bir yanıt çıkıyor Catherine Millet’nin yazdıklarından…
Savcılarımız ne düşünür bilmiyorum ama Türkçe yayımlanırsa sanırım üzerinde çok konuşulacak bir kitap olacak…