Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Ne yemenin ne içmenin tadı kaldı!

 Başkalarını bilmiyorum ama benim için “tatil” işten uzaklaşmak anlamına gelmiyor.
Bir kere zaten ne kadar istersem isteyeyim “uzaklaşmama” olanak yok.
Cep telefonu dünyanın neresine giderseniz gidin çalabiliyor ve sizi elleriyle koymuş gibi bulabiliyorlar.

Biraz da mesleğimin doğal sonucu olarak benim için tatil daha çok yemek – içmek eylemine indirgenmiş bulunuyor.
Bu tatilde gördüğüm bir fotoğraf yüzünden onun da tadı kaçtı, bunu belirteyim..
Fotoğraf, National Geographic dergisinin Ağustos 2004 sayısında yayımlandı.
Bir insanın normal beslenme ihtiyaçlarına yanıt verecek porsiyon büyüklüklerini, günlük hayatımızdaki değişik nesnelerle gösteren bir fotoğraf bu.
Bir öğünüm, ‘3 günlük!’
İhtiyaç duyduğumuz tereyağı bir tavla zarı ile gösterilmiş. Patates ise küçük bir ampul kadar olacak.
Dürüm meraklısıysanız iki elinizle ancak tutabileceğiniz dürümlerden hemen uzaklaşın. İhtiyaç duyduğunuz bir sabun kalıbı büyüklüğünde çünkü..
Makarna istiyorsanız koca bir tabağı doldurmanıza gerek yok. Bir bilgisayar “mouse”u kadar makarna yeterli.
Bir iskambil destesi kadar biftek, bir beyzbol topu büyüklüğünde meyve ve üç tane domino taşı büyüklüğünde peynir yiyebilirsiniz.
Bu yazıyı yazdığım sırada daha öğle yeni olmuştu ve ben kaba bir hesapla “üç günlük ihtiyacımı” çoktan karşılamıştım!
Geographic’teki yazı “obezite”yi günümüzün salgın hastalığı olarak tanımlıyor.
Obez olup olmadığınızı anlamanız ise çok kolay.
Vücut ağırlığınızı, boyunuzun metre cinsinden karesine böldüğünüzde elde edeceğiniz rakam “beden kitle endeksinizi” veriyor.
Beden kitle endeksiniz 25 ise “kilolu”, 30 ise “obez”, 40’ın üzerindeyse “morbid obez”siniz demektir. (Benimki 25.6 çıkıyor!)
Bu şartlarda, gel de zayıfla
Uzmanlar normal olarak fazla hareket etmeyen bir kadın için günde 1600 kalorinin, bir erkek için de günde 2200 kalorinin yeterli olduğunu söylüyorlar.
Bunun üzerine çıkıyorsanız kilo almaya başlıyorsunuz.
Bir hamburger mönüsü yediğinizde ise alacağınız kalori miktarı içtiğiniz içeceğe göre rahatlıkla 1000’i buluyor.
Böyle bir ortamda gelin de zayıflayın bakalım..
Çünkü hareket etmeyi neredeyse unutmuş bulunuyoruz.
Günlük “aktivitelerimden”, e – posta yollamak sadece 2 kalori harcamamı sağlayabiliyor örneğin. Asansöre binmek 3 kalori, yemek siparişi vermek 1 kalori yakıyor.
Benim “en önemli spor aktivitem” sayılması gereken “televizyonda maç seyretmek”, 100 kalori yakmamı sağlıyor. Ama o sırada atıştırdığım ıvır zıvır ve içtiklerimle rahatlıkla bin kaloriyi geçiyorum.
Tek çare acilen ‘Japon’ olmak
Geographic’te bir de dünya haritası yayımlanmış. Dünya ülkelerindeki kilo problemini gösteren bir harita..
Türkiye, nüfusunun yüzde 22.4’ü obezite sorunu olan bir ülke olarak görünüyor.
Türkiye’de kadınların yüzde 32’si şişman olarak nitelenebilirken, erkeklerde bu oran yüzde 24.
Ülkemizde evliler, okuma yazma bilmeyenler ve ev hanımları en şişman grupları oluşturuyorlar.
Haritaya bakınca obezite sorunu olmayan iki ülke dikkatimi çekiyor.
Biri Çin, diğeri Japonya..
Çin’de ulaşımda bisiklet kullanımının giderek azaldığını göz önüne alırsak orada da yakında obezite sorunu başlayacak demektir..
Çin yemekleri yerken sığındığım “Hiç şişman Çinli gördün mü?” mazeretini yakında kaybedeceğim anlamına geliyor bu..
Ama sanırım Japonlar için durum hiç değişmeyecek..
Zaten o garip “suşi”lerden insan bir günde ne kadar yiyebilir ki?