Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Soldaki oyları bölmek ne işe yarayacak?

  Bugünden itibaren 45 gün sonra Türkiye’nin nasıl bir siyasi tablo içinde yönetileceği ortaya çıkacak. Araştırmalar seçimin AKP ile CHP arasında geçeceğini, merkez partilerinin giderek eridiğini gösteriyor.

Geçmiş üç seçim, merkez sağın eridiğine, aşırı sağın güçlendiğine tanık olduğumuz bir tablo ortaya koymuştu.
1999 seçimlerinde aşırı sağ olarak tanımlayabileceğimiz FP, MHP ve BBP’nin oylarının toplamı yüzde 34.8’e ulaşıyordu. 1991 seçimlerine göre bir misli artış anlamına geliyor bu.

Solcu sağa geçmiyor
ANAP ve DYP’nin yer aldığı merkez sağ oylar ise 1999’da toplam 25.2 idi ve bu oran 1991 seçimlerine göre yarı yarıya bir azalmayı ifade ediyordu.
CHP ve DSP’den oluşan merkez sol oylar ise 1999 seçimlerinde yüzde 30.9 olmuştu. 1991’deki 31.6’lık toplam oya çok yakın bir rakam… Bu oyların en düşük düzeyi 1995 seçimlerinde toplam yüzde 25.3 idi.
Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in 18 Nisan 1999 seçimleri üzerine 1800 denekle yaptığı ve Milliyet’te 1999 Mayıs ayında yayımlanan araştırma, siyasi görüşün seçmen davranışları üzerinde önemli rolü olduğunu ortaya koyuyor. Kendisini “sağcı” olarak tanımlayan seçmen, merkez sağ partilere kızınca merkezin soluna değil, daha sağına yöneliyor.
Aynı tespit kendisini “solcu” olarak tanımlayan seçmen için de geçerli… Bir sol partiden umudunu kesen seçmen, öteki sol partiye yöneliyor.

CHP lehine gelişmeler
Bir önceki seçimde DSP’ye oy verenlerin yüzde 82’si bu eylemine gerekçe olarak Bülent Ecevit’in “dürüst, güvenilir, tecrübeli lider” oluşunu gösteriyordu. Ecevit’in ilerleyen yaşı, sağlık sorunları ve seçimden sonra yerini bir başkasına bırakacağını üstü kapalı da olsa açıklamış olması bu kesimdeki “sol oyların” CHP ve YTP’ye yönelmesine yol açacak.
YTP’nin kuruluşundan beri başından geçen “felaketler”, son seçim ertelenmesi ve baraj tartışmasında takındığı tavrın CHP lehine bir gelişmeye neden olacağını tahmin ediyorum.

YTP’nin zikzakları
YTP, bu zikzağı bol girişimlerini halka açıklayamadığı gibi, istediklerini yapacak siyasi bir başarı da gösteremedi. Bu kesin bir yenilgi anlamına geliyor diye düşünüyorum.
Bu durumda alt sınırı yüzde 25, üst sınırı yüzde 30 olan toplam sol oyların ezici çoğunluğunun CHP’ye yöneleceğini söyleyebilirim. Üstelik Kemal Derviş faktörünün, kentli merkez sağ seçmen için de bir cazibe yaratacağını varsaymak gerek. Demek ki CHP’nin bu seçimde oylarını yüzde 20’ler civarına taşıması sürpriz olmamalı.

Baykal’ın sempatisi!
Burada 18 Nisan 1999 seçimlerinde tespit edilen bir gerçeği hatırlamakta da yarar var. O seçimde CHP’ye oy verenlerin yüzde 75’inin görüşü “Baykal’sız barajı geçerdik” şeklindeydi. Tüm seçmenlerin yüzde 36’sı ise CHP’nin barajı geçememesinin iyi bir şey olmadığını düşünüyordu.
Bir not daha: “CHP’nin başında Baykal olmasaydı barajı geçmesini ister miydiniz?” sorusuna seçmeni temsil eden kitlenin yüzde 56’sı “evet” demişti.. Buna bakarak Baykal’ın seçmenin bir bölümüne pek de sempatik gelmediğini söylemek mümkün.

Düşünme zamanı
Merkez sağdaki büyük erime artık gözle de görülebiliyor. Bu durumda AKP’nin tek başına iktidara gelmesini önleyecek tek güç CHP olarak ortaya çıkıyor.
İsmail Cem ve arkadaşlarının şapkalarını önlerine koyup, bir kere daha düşünmelerinde yarar var gibi geliyor bana.
Hiçbir işlerine yaramayacak dört – beş puanlık oylarının, Türkiye’nin geleceği için ne ifade ettiğini bir kere daha düşünmek zorundalar…