Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Değişim hayal mi, gerçek mi?

 MHP’nin seçimlerin ikinci partisi olarak çıkması ve bir koalisyon hükümetinin güçlü ortağı olacağının anlaşılması ile birlikte dikkatler bu partinin üzerine yoğunlaştı.
Geçmişin acı olaylarını hatırlayanlar için MHP’nin böylesine güçlü bir şekilde siyaset sahnesinde yeniden boy göstermesi endişelere yol açıyor.

Öte yandan hatırı sayılır bir kesim de MHP’nin eski MHP olmadığı, değiştiği düşüncesinde.
12 Eylül öncesinde sol kesim kadar MHP’liler de büyük acılar yaşadı. Gencecik insanlar öldü, sakat kaldı, hayatlarının en güzel yıllarını hapislerde geçirmeye mecbur edildi.
12 Eylül dönemi ise sol kesim için olduğu kadar MHP’liler için de bir yıkımdı. İşkenceler, adil olmayan yargılamalar, hayatları mahvolan gencecik insanlar.. Kendilerini devletin en güçlü yardımcısı olarak gören insanlar bu dönemde ‘ihanetin’ acısını da yaşamak durumunda kaldılar.
Bütün bu acılardan sonra MHP’nin de geçmişte hataların nerelerde yapıldığını gördüğünü ve kendisine bundan dersler çıkardığını düşünmek aslında doğal bir davranış. Bugün MHP için ‘temenni’ edilen değişmenin altyapısını o dönemin kâbus dolu günleri oluşturuyor olmalı.
Önceki gece Kanal D’de yayımlanan 32. Gün programının konuğu MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ydi. Bahçeli’nin tutum ve davranışlarından da destek bulan ‘değişme umutlarının’ bu programda da fazlasıyla dile getirildiğine tanık olduk.
Ancak Devlet Bahçeli’nin sorulara verdiği bazı yanıtlar var ki bunlar MHP için beslenen ümitleri en hafif deyimle sarsıyor.
Bahçeli’ye göre MHP, hareketin ilk başladığı günden bu yana aynı görüş ve düşüncelere sahipti. Bir değişiklik yoktu. Bahçeli, MHP’nin temel düşünce, görüş ve yöntemlerinin değişmediğini, değişen şeyin MHP’nin ‘kendini anlatması’ olduğunu ısrarla vurguladı. Bütün yanıtları şöyle özetlenebilir: Dünya değişti, biz kendimizi daha iyi anlattık ve değişen dünya (Türkiye) değişmeyen gerçeği (MHP) böylece anladı…
“MHP, geçmişinin muhasebesini yaptı mı?
12 Eylül öncesine ilişkin vicdanen rahat mısınız?” yolundaki soruya yanıtı özellikle okumanızı istiyorum:
“12 Eylül öncesi dönemde bazı grupların MHP aleyhindeki propagandasının etkisiyle, bizim hakkımızda oluşan haksız yargılar var. Bazı kişiler hâlâ bu propagandanın etkisiyle MHP’yi yargılıyor. 12 Eylül öncesi dönemdeki düşüncelerimizle şimdiki arasında fark yoktur, o dönemde yaptıklarımızın hepsine sahip çıkıyoruz.”
Programda sorulan sorulardan biri de Abdullah Çatlı ile ilgiliydi. Bahçeli, Çatlı’nın, “zeki, iyi bir milliyetçi, davaya inanmış bir ülkücü” olduğunu söyledi. Ona göre Çatlı’nın “yaptıklarında bir yanlış yoktu”. Çatlı’nın 12 Eylül öncesi yaptıklarını tasvip ediyor, sonraki davranışları hakkında bir bilgisi olmadığını söylüyordu.
Nedense kimse Çatlı’nın planlamasına ve uygulamasına fiilen katıldığı Balgat katliamı, Bahçelievler katliamı gibi eylemlerinin 12 Eylül öncesinde yapıldığını hatırlatmadı.
Aynı şekilde Haluk Kırcı’nın da Bahçelievler katliamı davasında yedi kere idama mahkûm edildiği dikkatlerden kaçırıldı ve Bahçeli, Kırcı’nın bağımsız yargıdan aklanıp gelirse MHP’ye kabul edilebileceğini söyleyebildi.
Ben kişisel olarak Bahçeli’nin MHP’sinin geçmişten dersler aldığını hâlâ umut etmek istiyorum. Ama sanıyorum bu umudu destekleyecek söz ve eylemleri Bahçeli’den beklemek de
hakkımız olmalı.