Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Durumdan vazife çıkarmak

 Her depremde olaya ilk önce müdahale etme yeteneğini gösteren askeri yetkililer depremin ilk günü bilinmez bir tutukluk içindeydiler. Bunda elbette askeri birliklerin de önemli bir yıkıma uğramış olmalarının rolü vardı ama bende yine de açıklanamayan bir başka durum varmış kanaati uyandı.

Askerlere birisi özellikle siz geri durun, fazla öne çıkmayın mı demişti? Bunu bilmemize imkân yok.
Ancak ikinci günden sonra askerler kendi kriz merkezlerini kurdular ve bölgede özellikle yardımların kontrol altına alınması ve kurtarma çalışmalarının yürütülmesinde öne çıktılar.
Benim Silahlı Kuvvetler’e yönelik eleştirilerim bu açıdan spesifik olarak bu depremle ilgili değil.
Biliyoruz ki ülkemiz her an büyük depremlerle karşılaşabilir. Ve yine biliyoruz ki yaşadığımız bütün depremlerde askeri birliklerin çok önemli rolleri oldu. Ayrıca biliyoruz ki TSK’nın iç hizmet yasası bu kuruma, içinde bulunulan ortamı değerlendirip, tespit edilen duruma göre kendisi için bir görev tanımı yapmasına imkân tanıyor. Acaba TSK bu durumdan, yani Türkiye’nin bir deprem ülkesi olması ve kurtarma çalışmalarının da büyük ölçüde üzerine kalması durumundan kendisine bir vazife çıkarabilir miydi?
Bence evet, çıkarabilirdi. Çıkarmalıydı.
50 yıl önceki Erzincan depreminden bu yana yetişkin erkek nüfusun neredeyse tümü (tahminime göre 15 milyon kişinin üzerinde olmalı) zorunlu askeri eğitimden geçti. Ben de dahil olmak üzere…
Örneğin ben nereden bulabileceğimi asla bilmediğim atropin iğnesinin nasıl yapılması gerektiğini öğrendim ama bir deprem anında kurtarma çalışmalarını nasıl yürütmem gerektiğini, nelere dikkat etmem gerektiğini bilmiyorum.
Acaba askeri eğitimde örneğin iki-dört haftanın böyle bir eğitim için kullanılması mümkün olamaz mı? Böyle bir ülkede yaşadığımıza göre bunu da öğrenmek ‘yurt savunması’ açısından gerekli değil mi? Bu eğitimden geçen kişilere, bölgelerinde deprem olduğu zaman nerelere başvuracakları, hangi yerde toplanacakları gibi ‘sivil savunma’ya yönelik bilgiler içeren ‘sefer görev emri’ benzeri bir terhis talimatı verilemez mi?
Depremden sonra yardıma gelen yabancılar arasında askeri birliklerin olduğu dikkatinizi çekmiştir. Bizdeki AKUT benzeri ancak ülkelerinde askeri hiyerarşi içinde yer alan özel birlikler bunlar. Başlarında üst rütbeli komutanları, astsubayları, erleri var. Kendi araç gereçleri, özel cihazları, köpekleri var. Acaba, TSK bünyesinde de böyle bir arama-kurtarma birliği oluşturulamaz mı? Köpekleriyle, kurtarma ve arama işinde kullanılacak özel teçhizatlarıyla, eğitimli subay ve astsubaylarıyla böyle bir birlik için ayırabileceğimiz bir bütçemiz yok mu?
Türkiye Cumhuriyeti bütçesinin harcama kalemlerine baktığımda bunun da gerçekleştirilmesi o kadar zor olmayan bir iş olduğunu düşünüyorum.
Marmara depremi için incelemelerde bulunmak üzere Türkiye’ye gelen Tokyo Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Masashi ülkesinin her depremden bir ders çıkardığını ve bu derslerin depremlerdeki can kayıplarını azalttığını söylemiş.
Bakalım biz bu kez bu acılardan kendimiz için dersler çıkarmayı başarabilecek miyiz?