Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Halime şükürler olsun

 Bir haftadır tacizci doktor hikayesiyle yatıp kalkıyoruz. Ama merak etmeyin. Burası Türkiye. Bugün yarın kendimize oyalanacak bir başka eğlence bulur, bunu da unutur gideriz. Bu necip Türk milleti bugüne kadar neleri unutmadı ki, doktoru hatırlasın?

Ancak hemen belirtmeliyim ki benim bu öyküde unutamayacağım birkaç nokta var. Mesela doktorun kendisinin ve eşinin, doktor beyi çok yakışıklı bulduklarını asla unutamayacağım.

Hatırlayacaksınız doktor ilk savunmasında “ben yakışıklı bir erkeğim, neden böyle bir şeye ihtiyaç duyayım” demişti. Hanımefendi de eşinin yakışıklı bir erkek olduğunu bu yüzden kadınların tacizine maruz kaldığını bildirmişti.

Bunu her şeyden önce son derece moral verici buluyorum.

Demek ki yakışıklılık sadece Sean Connery, Brad Pitt, Tarık Akan, Anthony Banderas gibi tiplerin tekelinde değilmiş. Hafif göbekli, gerdanı sarkmış, cildi kırışıklıklarla dolu tipler de yakışıklı kabul edilebiliyormuş.

Keşke bu gerçeği yaşım bu kadar ilerlemeden öğrenebilmiş olsaydım!

Bu olayda asla unutamayacağım bir başka nokta, doktoru ‘araştırmacı gazetecilik piri’ Fatma Girik’e ihbar eden genç adamın tavrı.

Bu genç adam, tacize uğrayan nişanlısının iki yıllık bir aşk sürecinin ardından bunalım geçirmeye başlamasından şüphelenmiş ve kızı sıkıştırmış. Aklıma bir an Gary Chapman’ın kitabı geldi. Hani en uzun ömürlü aşkın bile ancak iki yıl süreceğini yazan adamın kitabı. Ama bu fikri kafamdan çabuk kovdum.

Neyse konuyu değiştirmeyelim, genç adam bunun üzerine kıza “Bana bak. Ben seninle çıkamam. Bana çok yük oluyorsun ben bu şekilde seninle beraber olmak istemiyorum” demiş.

Bu açıksözlülüğe hayran olmamak elde değil. Bir genç kızın yüzüne karşı bunları pat diye söyleyebilmek her babayiğidin harcı olamaz. Nitekim bu konuşma sonuç vermiş. Kızcağız her şeyi birbir anlatmış ve nişanlısının kendisini bekâret kontrolüne götürmesine ses çıkarmamış. Hatta belki de içinden “Aman ne iyi, şimdi bakire çıkarsam bu benimle evlenmeyi kabul eder” bile demiş olabilir.

Benim asıl merak ettiğim şey kendisinden bekâret kontrolü yapması istenen hekim. Acaba o hekim bu talep karşısında nasıl davranmış? “Başka işiniz mi yok kardeşim, bana ne sizin bekâret kontrolünüzden” mi demiş, yoksa alacağı vizite ücretinin heyecanıyla eline eldiveni takıp bu garip isteğin gereklerini mi yerine getirmiş? Yoksa “Bu konu beni aşar. Bence siz iyi bir ruh hekimine görünseniz daha iyi olur” mu demiş?

Yok yok, ben bu taciz hikâyesini asla unutamayacağım. Ne zaman canım sıkıIsa doktoru, nişanlı çifti, doktorun hanımını, konu mankeni olan kızcağızı, Fato’yu, haberi nasıl yayınlayacağına bir türlü karar veremeyip bunu okuyucularına soran gazetecileri, fırsat bu fırsat deyip Kanal D’ye üç günlük kapama cezası veren RTÜK’ü hep hatırlayacağım. Hatırlayacak ve halime şükredeceğim.