Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Öznur ile Hüsniye burada. Ya feministler

İki kadın atlet Öznur Dursun ve Hüsniye Keskin, Halter Takımımızın erkek sporcuları ile ‘içki âlemi’ yaptıkları gerekçesiyle Atletizm Milli Takımı’ndan çıkarıldılar ve geri gönderildiler. Her iki genç sporcunun da bir daha Atletizm Milli Takımı’na alınmayacakları açıklandı.

Akdeniz Oyunları’nda altın madalyaları toplayan Halter Milli Takımı’nın yarışmalarının bittiği gün meydana gelen olay aslında biz Türklerin kadın erkek ilişkilerine bakışımızın bir özeti gibi.

Resmi açıklama bir ‘içki âlemi’nden bahsediyor. İlk önce bu lafa takıldım. Sıkı denetim altında olan, alkollü içki satılmayan bir olimpiyat köyünde bu gençlerin bir ‘âlem’ yapmalarına yetecek miktarda içkiyi nasıl bulabildiklerini merak ettim.

Genç sporcuların başarılarını kutlamak için bir yerlerden buluşturdukları bir iki şişe birayı içmelerinin kamuoyuna neden ‘âlem yaptılar’ diye yansıtılmak istendiğini de anlayamadım.

Aslında ne denmek istendiğini gayet iyi anladım da anlayamamış gibi yapıyorum. ‘Alem yaptılar’ denmesinin sebebi kamuoyunun gözünde ünlü ‘oturak âlemlerinin’ canlanmasını sağlamak ve böylece iki genç hanım sporcuya yapılan haksızlığı örtmek amacını taşıyor.

Bu maço toplumumuzda, iki genç kızın hayatlarının bundan sonraki bölümünde izlerini hep taşıyacakları olayın bir başka dikkat çekici yönü, ‘âlem’e katılan erkek sporcuların hiçbir ceza görmemeleri.

Ortada gerçekten sporcu ahlakı ile bağdaşmayan bir ‘alem’ varsa bunu iki genç kız tek başlarına mı yaptılar? Yoksa onlarla aynı ‘âlem’e katılan erkek sporcular bu işe silah tehdidi ile mi katılmışlardı?

Burada da cevap son derece açık: Birincisi Halter Milli Takımı’nın ‘âlem’e katılan sporcularından gelecek yarışmalarda da madalya bekleniyor. 0 nedenle onlar genç kızlar gibi cezalandırılamıyorlar.
Çünkü Türk sporunu yöneten kravatlı beylerin o koltukları ısıtmaya devam etmeleri için madalyaya ve başarıya ihtiyaçları var. 0 zaman erkek haltercilere ceza vermemek gerek.

İkincisi yalnızca spor yöneticisi beylerin değil, tüm toplumumuzun kafasının bu yönde çalışıyor olması. Bir erkek ve bir kadın olmadan yapılamayacak bir eylemi gerçekleştiren erkeğin ‘çapkın’, kadının ‘orospu’ olarak görülüyor olması.

Hüsniye ile Öznur, her koruğun altında potansiyel ayyaş arayan toplumsal zihniyetimizin kurbanı oldular. Bu zihniyet, erkeklerle kadınların birbirleriyle arkadaşça sohbet edip, eğlenebileceklerine inanmıyor. İki cinsin her bir araya geldiklerinde ‘o işi’ yapmalarını kaçınılmaz buluyor.

Bakalım Kumkapı cinayetinde yeri göğü yıkan feministlerimiz şimdi ne yapacaklar? Erkek toplumun kurbanı iki genç sporcuya olayın üstünden geçen üç güne rağmen hâlâ sahip çıkmadılar. Biraz daha bekleyelim bakalım.