Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Ne olacak bu Fener'in hali? – 1

Fenerbahçe’nin Gaziantep deplasmanına gittiği hafta Orta Asya’da bir gezideydim. O bölgede haberleşme imkanları kısıtlı olduğu için döner dönmez eski gazeteleri bulup maçın yorumlarını okudum.

Fenerbahçe’nin 2-2 berabere kalıp Şampiyonlar Ligi yolunda önemli bir yara aldığı maçın yorumlarına bakılırsa Sarı – Lacivertliler’in bir penaltıları verilmemişti, yedikleri gol ise hakemin görmezden geldiği bir faulden kaynaklanmıştı. Zaten bir hakem maç boyunca sonuca etkili olabileceği kaç hata yapabilir? Nitekim Gaziantep maçının hakemi de işi böyle bitirmişti.

İlginç olan elbette hakemlerin Fenerbahçe aleyhine çalıştıkları değil. Son dört sezondur bunun örneklerini yaşaya yaşaya artık sıkıldık. Benim asıl dikkatimi çeken şey maç sonrası yorumlarıydı. Gaziantep gibi bir deplasmanda hakem kararıyla berabere kalan bir takım vardı. Ama nedense yorumların çoğu Löw de başta olmak üzere ‘gönderilmesi gerekenler’ listeleriyle doluydu.

Buna da elbette hiç şaşırmadım. Her kötü sonuçtan sonra takımın neredeyse tümünün değiştirilmesi taleplerinin yükselmesi Fenerbahçe’nin başına sadece bu sezon gelmiyor. Bu artık bir Fenerbahçe klasiği oldu ve her sezon tekrarlanıyor. Hatta Ali Şen’in döneminde olduğu gibi şampiyonluklardan sonra bile yaşanabiliyor.

Son günlerde gazetelerdeki haberler Fenerbahçe’nin ciddi bir dönüşüm geçirmek üzere olduğunu ortaya koyuyor. Bir görüşe göre takımın teknik direktörü dahil neredeyse yarısından fazlası ‘gönderilecek’ (sanki göndermek kolaymış gibi), ve yerlerine çeşitli isimler transfer edilecek.

Bu isimler arasında sezon tam başlarken Fenerbahçe’yi ortada bırakıp çekip giden ve sakatlandığı için Paris’te haftalarca forma giyemeyen Okocha da var! Öyle isimler telaffuz ediliyor ki insan kulaklarına inanamıyor.

Bugünden itibaren bir dizi yazı okuyacaksınız. Fenerbahçe’nin sorununun nereden kaynaklandığını, nasıl bir çözüm bulunması gerektiği yolundaki düşüncelerimi yazacağım. Elbette transfer politikasının ne olması gerektiği hakkında da bir iki sözüm olacak. Yarın görüşmek üzere, şimdilik yerimiz bu kadar.