Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Açıklama da açıklamaya muhtaç!

ALMAN şirketi Siemens uluslararası ihalelerde 2,5 milyar dolara yakın rüşvet dağıttığı için Amerika ve Almanya’da soruşturmaya tabi tutulmuştu.

Şirket, bu davaların kapanması için 800 milyon dolar Amerika’da, 530 milyon dolar da Almanya’da ceza ödemeyi kabul etmişti.

Siemens’in Türkiye’de de bazı ihalelere girdiği, bir şirket yetkilisinin adı açıklanmayan bir bakan ile bazı ihaleler için yemek yediği de gazetelere yansımıştı.

Bu köşede Türkiye ile ilgili araştırmanın yapılıp yapılmayacağını sormuştum. Metin Münir, Milliyet’te, Necati Doğru da Vatan’da aynı soruyu sormuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, bu konudaki suç duyurularıyla ilgili neden işlem yapmadığı sorularına dün ilginç bir yanıt verdi.

“Birtakım yanlışlıklara izin vermeyecek bir kararlılıkla çıkar gruplarının haksız kazanç sağlayabilecekleri bütün kanallarını kapatıyoruz. Daha fazla detayına girmek istemiyorum. Onun basına yansıyan çabalarıdır. Onları da zaten başarıyla noktalayacağız. Bu mesaj da ilgili yerlere, uygun yerlere gidecektir.”

Bu yanıtı okuyunca “Ya Türkçem kıt ya da anlama özürlüyüm” diye düşündüm, çünkü hiçbir şey anlamadım.

Anlamadığım temel soru şu: Bakan, soruşturma iznini neden vermemiş?

“Basına yansıyan çabalar” hangi çabalar? Soruşturmayı örtmeye mi yönelik, rüşvetçileri oraya çıkarmaya mı?

Bakan’ın “başarıyla noktalayacağı şey” nedir? Ve Bakan kime mesaj veriyor ki o mesaj uygun bir yere gidecek?

Hilmi Güler’den ricam, açıklamasını biraz daha açıklamasıdır!

Obama çözecekse, size ne gerek var?

ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, “ekonomik kriz paketlerinin toplumu olumsuz etkilediğini” söyledi.

Bakan “Ben ekonomik kriz paketi olayına karşıyım. Elimizde sihirli bir formül yok. Sihirli formül, Obama’nın ağzından çıkacak düzelmiş göstergeler olacak. Her şey Obama’dan gelecek” diyor. Demek ki bugüne kadar ekonomik krizle mücadele paketi açıklayan 40’a yakın ülkenin yöneticileri hiçbir şey bilmiyormuş.

Bakan’a hatırlatmak isterim ki “ekonomik kriz ile mücadele paketi” dediğimiz şey, bir bomba ya da hediye paketi değildir.

Bu tür paketler, hükümetlerin kriz karşısında nasıl davranacağını göstermeyi sağlar ve ekonomideki aktörlerin önlerini görerek, adımlar atmalarına olanak verir.

Bizdeki gibi hükümetin ne yapacağı bilinmez ise herkes durup, önünü görmeye çalışır, bu da krizi gereğinden çok derinleştirir.

Öte yandan bu paketler, krizle mücadelede meselenin psikolojik yönünü de çözümler. Halkın, hükümetin krizle mücadelede kararlılığına inanmalarını sağlar. Mesele paketten daha çok paketin içinde ne olduğu ile ilgilidir. Birçok değişkenin bir arada rol oynadığı bir ekonomiye derli toplu bir müdahale bu tedbirlerin zamanında ve bir arada alınmasıyla mümkün olabilir.

Ve Bakan Bey’e bir soru: Sorunlarımızın çözümü, Obama’nın ağzından çıkacak sözlere bağlıysa, sizin orada ne işiniz var?

Kullanılmış kızartma yağları konusu

YEMEK fabrikaları, oteller, lokantalar ve konutlarda ortaya çıkan “kullanılmış kızartma yağlarının” toplanıp, biyodizele dönüştürülmesinin önemine dikkat çekmiştim.

İlçe belediyelerinin bu konuda neler yaptıklarına, seçim propagandası sırasında rastlamadığımı, halk ve çevre sağlığı açısından çok önemli bir sorun için kimsenin kılını kıpırdatmadığına işaret etmiştim.

Beşiktaş ve Kadıköy belediyeleri bu yazım üzerine birer açıklama göndererek, bu konuda neler yaptıklarını anlattılar. Her iki belediye de kendi faaliyet alanlarındaki lokanta, yemek fabrikası gibi kuruluşlardan düzenli olarak kullanılmış kızartmalık yağları topladığını belirtiyor.

Aynı şekilde evlerdeki kullanılmış kızartma yağlarının toplanması için de gerekli olan düzen de kurulmuş bulunuyor.

Kadıköy Belediyesi’nin “atık toplama merkezi”, sadece kızartmalık yağları değil, her türlü geri dönüşebilir atığı da topladığını belirtiyor.

Daha çok Beşiktaş Belediyesi bölgesindeki lokantalara gittiğim için listeye dikkatle baktım, bu bölgedeki lokantalarda huzur içinde kızartma yiyebilirsiniz, bu görülüyor.

Başka belediyelerin de benzer faaliyetler içinde olduğunu ümit etmek isterim. Ricam, bununla ilgili açıklamaları bana göndermeyip bölgelerinde yaşayan halka açıklamalarıdır ki halk bu sözü denetleyebilsin.

Atık yağların biyodizele dönüştürülüp, elektrik üretiminde kullanılması için TBMM’de AKP Kütahya Milletvekili Dr. Soner Aksoy’un verdiği bir kanun teklifi var. Aksoy aynı zamanda TBMM’deki ilgili komisyonun da başkanı!

Bu kanun çıkarsa çok önemli bir çevre ve insan sağlığı sorunu çözülmekle kalmayacak, aynı zamanda kendi kaynaklarımızla elektrik üretimi konusunda da önemli bir adım atılmış olacak.