Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Adalet uygulamaları standart olmalı

ADANA ’da AIDS taşıyıcısı olduğunu bildiği halde erkekler ile para karşılığı ve korumasız olarak cinsel ilişki kuran kadın için Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

“Kasten adam öldürmeye teşebbüs” suçu işlediği iddia edilen kadın 30 yıl hapis istemiyle yargılanıyor.
Savcılık tarafından adliyeye sevk edilen kadının “tutuksuz olarak yargılanmasına” karar verilmiş.
Demek ki mahkeme, kadının bundan sonra istese bile delilleri karartma olanağı bulamayacağına ve yeri yurdu belli olduğu için de kaçma ihtimali bulunmadığına kanaat getirmiş olmalı.
Tutuklama işleminin bir cezalandırmaya dönüştürülmemesi için yasalara konmuş bir hüküm görüldüğü gibi mahkemeler tarafından uygulanabiliyor.
Öte yandan şike soruşturması kapsamında 200 bin lira kefaletle bırakılması istemiyle mahkemeye sevk edilen Trabzonspor Başkanı Sadri Şener de sadece yurtdışına çıkma yasağı konularak serbest bırakıldı.
(Şahsen yakından tanıdığım Sadri Şener’in bu işlerin içine girmeyeceğini düşünüyorum ama kararı elbette mahkeme verecek.)
Mahkemenin Şener’i kefalete gerek duymaksızın serbest bırakması da normal bir uygulama.
Çünkü suç işlendiyse geride kaldı, Emniyet zaten so-ruşturmanın “dört dörtlük olduğunu” söylüyor. Yani artık istese bile delilleri karartma olanağı yok, yurtdışına kaçma olasılığı olmadığına göre de serbest bırakılması normal.
Peki, aynı soruşturmada tutuklananlar neden tutuklu?
Geriye kalıyor milletvekili seçildikleri halde tutukluluk halleri devam edenlerin durumu. Haklarında iddianame yazılmış, deliler toplanmış ve kaçma olasılıkları olmadığı halde üç yıldır, dört yıldır hapiste tutulanlar var.
Hatta pankart açan öğrenciler olayında olduğu gibi savcı beraat istediği halde tutuklu olarak yargılanmaya devam edilenler de var.
Öyle görünüyor ki bu konuda standart bir uygulama yok! Standart olmayan adalet uygulamaları adil sayılmaz!

Aysal doğru söylüyor

GALATASARAY Başkanı Ünal Aysal, Futbol Federasyonu’nun “şike kararı için iddianameyi bekleme” kararını eleştirdiği için şimşekleri üzerine çekti.
“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” atasözünün bir kez daha hayata geçtiğini görüyoruz.
Aysal doğru bir şey söylüyor: Futbol Federasyonu’nun, şike ile ilgili olarak kendi kararını vermesi için mahkemeyi ve delillerini beklemesi gerekmiyordu.
Federasyon’un vereceği karar, adli değil, etik bir karardır ve bu kararı verebilmesi için yapacağı şeyler de bellidir.
Şike yapıldığı iddia edilen maçları yeniden izlemek, şike yaptığı iddia edilen oyuncuların o maçlar içindeki hareketlerini incelemek, o maçların hakem ve gözlemci raporlarını değerlendirip, gerekli görürse o gözlemci ve hakemleri sorgulamak, gerekli görüyorsa şüpheli hareketleri olan oyuncuları ve hocalarını sorgulamak gibi!
Federasyon’un şike ile ilgili kararını bir belirsizlik içinde bırakması, hem önümüzdeki sezonu tartışmalı hale getirecek hem de sezonun ortasında her şeyi altüst edecek kararlar verme olasılığı yaratacak.