Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Cıssss! Dokunma yanarsın!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın evinin alt katındaki çalışma yerinde “böcek” adı verilen dinleme cihazları bulunmuş.

Bunu Başbakan kendisi açıkladı. “Derin devlet denen olay boş durmuyor. Evimin altındaki ofisimde dinleme cihazı bulundu” dedi.

Hatırlayacaksınız, daha önce de Meclis’teki bürosunda “böcek” bulunduğu bildirilmişti.

Bunun üzerine Başbakanlık koruma polislerinin tümünün görev yerleri de değiştirilmişti.

Başbakan “Devletin bazı kurumlarında derin devletten kalma kötü alışkanlıklar var. Ben de dahil bu dinlemeler bitmemiştir” de diyor.

Bilmiyorum hatırlayan var mı, on gün kadar önce Milliyet’te bir haber yayınlanmıştı.

Afyon Adliyesi’nde görevli bir yargıç, Afyon Emniyeti’ne ait bir takip–dinleme aracının adliye garajında ortam dinlemesi yaptığı gerekçesiyle şikâyette bulunmuştu. Yargıç soruyordu: “Cumhuriyet Başsavcılığı’na bağlı bir emniyet asayiş birimi hangi yetkiye dayanarak ve hangi amaçla bu dinlemeyi yapmaktadır?”

Bunlar son zamanlarda öğrendiklerimiz. Yakın geçmişte çok örnek olay var böyle.

Başbakan, suçlu olarak “derin devleti” işaret ediyor.

Eski dönemin “derin devleti” olduğu iddia edilenler Ergenekon davası nedeniyle hapiste yatıyorlar. Demek ki bu dönemin derin devletini başka bir yerde aramak gerekiyor.

Aslında, hepimizin gözünün önündeler ama yıllarca devletin dehlizlerinde sabırla beklediler ve artık ellerinde öyle bir güç var ki Başbakan bile sesini çıkartamıyor.

Kendisine şöyle yandan bakan birisine bile kükreyen bir aslana dönüşen Başbakan bunu “Devlette kötü alışkanlıklar var” diye geçiştiriyor.

Bugüne kadar hangi konuşmalarının dinlendiğini kestiremediğinden ve onların ortalığa dökülmesinden endişe ettiği için mi böyle yapıyor? Bilemem.

Belki de “Başkan olana kadar eyvallah, sonra hesaplaşırız” diyerek taktik yapıyordur.

Ama bir sorun olduğu çok açık ve Başbakan gibi birisi bile bu çetenin üzerine gidemiyor.

Çünkü bunlar sahte deliller üretip, bilgisayarınızı doldurabilirler, hâkimler de derdinize kulak asmaz.

Çünkü bunlar MHP’lilere yaptıkları gibi en özel anlarınızı filme kaydedebilirler, en yakın dostunuza bile anlatamazsınız.

Başbakanı bile dinlemeye cüret eden bu derin devleti ortaya çıkarmak için filmlerdeki “hayalet avcılarını” mı çağırmalıyız?

Muhalefet için alarm zilleri çalıyor

SEÇİM dönemleri dışında yapılan “bugün seçim olsa” anketlerini ciddiye almam.

Hele yerel seçimler gibi adayların kimliklerinin de seçmen davranışlarını kolaylıkla etkileyebileceği seçimlerde erken anketler genellikle yanıltıcıdır.

Bu nedenle son günlerde değişik gazetelerde yer alan araştırma sonuçlarına da aynı gözle bakıyorum.

Ama bu, daha seçime çok zaman olsa da yapılan anketlerin hiçbir anlamı yok demek de değil.

Her araştırma eğer doğru yöntemlerle yapıldıysa bize bir şeyler söyler.

Habertürk’te dün böyle bir araştırma yayımlandı.

“Yerel seçimde hangi partiye oy vereceksiniz” sorusunun yanıtı şöyle: Yüzde 50.4 AKP, yüzde 27.9 CHP, yüzde 13 MHP, yüzde 6.4 BDP.

Dediğim gibi araştırma yerel seçimdeki adaylar belli olmadan yapılmış durumda. Demek ki tercih belirtenler, bu tercihlerini siyasal tutumlarına ve bugünkü memnuniyet düzeylerine göre belirtiyorlar.

Yani bu sonuçlar bize diyor ki, “Seçmenin yarısı AKP’den memnun”.

Ankette bir soru daha var: “Türkiye’nin çözülmesi gereken en önemli üç sorunu” soruluyor ve yanıtlar şöyle: Yüzde 65.2 terör, yüzde 32.7 işsizlik, yüzde 19.6 eğitim, yüzde 14.9 gelir dağılımındaki eşitsizlik, yüzde 12.1 rüşvet ve yolsuzluk, yüzde 9.3 asayiş. Diğer sonuçlar yüzde 10’un çok altında olduğu için ihmal ediyorum.

Böylece garip bir tablo çıkıyor.

Türkiye’nin çözülmesi gereken en önemli üç sorunudiye tanımlanan meselelerin çözümü doğrudan doğruya bugün iktidarda bulunanların alacağı kararlar, vereceği emirler, çıkaracağı kanunlar vs ile mümkün.

10 yıldır iktidarda olan bir parti söz konusu ve halkın “En önemli sorunlarımdır” dediği meselelerde başarılı da sayılmıyor.

Size de tuhaf gelmiyor mu?

Halkın yarısı, “En temel sorunlarımdır” dediği sorunlarını çözmeyi başaramayan partiye oy vereceğini söylüyor!

İki olasılık var: Ya araştırmanın örneklemi, yöntemi yanlış ya da halk muhalefet partilerinin, bu sorunları çözebilmekte iktidar partisinden daha da yetersiz kalacağını düşünüyor.

Kişisel fikrim, bunca araştırma benzer sonuç verdiğine göre birinci olasılığı elemektir.

Bu sonuçlar halkın muhalefeti çok yetersiz bulduğunu gösteriyor.

Bu durum değişir mi derseniz bugünkü yönetim yapısıyla muhalefet partilerinde öyle bir potansiyel görmüyorum.

Nasıl kaldı Aykut Kocaman!

AYKUT Kocaman, Fenerbahçeliler için bir kahramandı. Hâlâ da öyledir. Kimse onu bu başarısız dönem yüzünden Fenerbahçe tarihinden ve kalplerden silemez.

Ama başarısızlık da çok açık: Menajerlik dönemi ile birlikte dördüncü sezonunu geçiriyor, bütün transferleri o yaptı, ama Fenerbahçe hâlâ istediği gibi oynayamıyormuş! İyi de oynatacak olan kim?

Şimdi yeni oyuncular alınacakmış, birisi de Alex’in boşluğunu doldurmak için! Teknik Direktör’ün kafasının bir hayli karışık olduğunu gösteren bir örnek bu!

“Yedek kulübesinde oturmaya itiraz etmeyecek bir santrafor” alınacakmış, bulunan isim yıllar önce gönderilen Nobre! Vizyona bak!

Bu arada Amrabat’ın lider Galatasaray’da sürekli oynayabildiği bir ligde, liderin 6 puan gerisindeki Fenerbahçe’de Stoch oynayamıyor!

Öyle görünüyor ki sezon sonuna varmadan “Birlikte gideriz” seçeneği masaya konmuş olacak.