Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

İşte 2. Cumhuriyet takımının tam kadrosu

CENGİZ Çandar, Referans Gazetesi’ndeki köşesinde 2. Cumhuriyetçilerin “ilk 11″ini yayımladı.

Kadro şu oyunculardan oluşuyor: Cengiz Çandar, Mehmet Barlas, Hasan Cemal, Murat Belge, Etyen Mahçupyan, Orhan Pamuk, Mehmet Altan, Eser Karakaş, Şahin Alpay, Mehmet Ali Birand ve Ali Bayramoğlu.

Madem bu konuya bir “futbol takımı” bakışıyla yaklaşıldı, o zaman bu kadronun yedekleri ve PAF takımı da olmalı diye düşündüm. Elbette bu takıma bir Başkan ve Teknik Direktör de bulmalıyız.

Sonuç olarak sıkıcı günler yaşıyoruz, bu vesileyle biraz gülmekte de yarar var!

Takımın ilk 11’ini zorlayacak yedekleri şu isimlerden oluşabilir:

Kürşat Bumin (Yeni Şafak), Ahmet İnsel (Radikal), Hadi Uluengin (Hürriyet), Cüneyt Ülsever (Hürriyet), Ahmet Altan (Hürriyet Pazar), Asaf Savaş Akat (Vatan).

PAF takımında da yetenekli oyuncular var: Emre Aköz (Sabah), Ergun Babahan (Sabah), Serdar Turgut (Akşam), İsmet Berkan (Radikal).

Ama bu genç oyuncuların biraz daha pişmeleri ve maç tecrübesi kazanmaları gerekiyor.

Elbette Hadi Uluengin ve Ahmet Altan gibi yedeklerin, uzun süre ilk 11 dışında kalmaları, Teknik Direktör’ün canını sıkacak takım içi huzursuzluklara da neden olabilir.

İlk 11’de oynayacak kapasitede olmalarına rağmen kadro listelerine cinsel ayrımcılık nedeniyle giremeyen Milliyet’ten Yasemin Çongar ve Radikal’den Nuray Mert’in de haklarının yendiğine inanıyorum.

Bu kulübün başkanı olarak da yöneticilik bilgisi ve ağırbaşlılığı ile Can Paker’i öneriyorum.

Teknik Direktörlük için de Türk geleneklerine uygun olarak bir yabancı bulmamız gerek.

Düşündüm ki Karen Fogg bu iş için biçilmiş kaftan. İngiliz disiplini ve ciddiyetiyle her an oyun düzeninden kopabilecek bu oyunculara bir kolej takımı hüviyeti verebilecektir.

Aman dikkat, bu heves iyi değildir!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, New York’un en klas lokantasında onuruna verilen iftar yemeğinde ABD’nin önde gelen işadamları ile sohbet etme olanağı bulmuş.

Hürriyet’te bugün okuyacağınız haber, Erdoğan’ın, dünya medya devi Rupert Murdoch ile yan yana oturduklarını ve uzun uzun sohbet etme olanağı bulduklarını anlatıyor.

Murdoch, biliyorsunuz kasım ayının ilk haftasında yapılacak açık satışta Sabah ve ATV’ye talip olan yabancıların başında geliyor.

Gazetelerdeki haberler aralarında Yunanlıların da bulunduğu beş ayrı yabancı gurubun ihaleye katılmak için şartname aldıklarını yazdı.

Başbakan’ın ya da yakın çevresinin bu yabancı gruplarla görüştükleri ve onlara yerli ortak bulmalarını önerdikleri de “herkesin bildiği, gizli bilgi”!

Önerilen kişilerin de AKP’ye yakınlıkları ile tanınan işadamları olduğu konuşuluyor.

Elbette Başbakan’ın, herkesin gözünün önünde yapılacak bir açık artırmayı bu şekilde yönlendirebileceğine inanmıyorum.

Sonunda parayı veren, ihaleyi kazanacak.

Ancak Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller’in, bu tür ihale süreçlerine benzeri şekilde “tavsiyelerle” karışmalarının başlarına ne işler getirdiği de unutulmamalı.

Kendine yakın medya yaratma hevesi, bugüne kadar hep buna heveslenenlerin elinin yanmasına yol açtı.

Ben hatırlatmış olayım.

Çare demokratik haklarınıza sahip çıkmaktır

HÜRRİYET’in Malezya ile ilgili dizi yazısını ilgiyle okuyorum.

Benim gibi laik düzenin aşındırıldığına ilişkin endişeleri olan okuyucuların da bu diziyi okuduktan sonra yazdıkları e-postalarda hep aynı soru var: Türkiye’nin de günün birinde Malezya’ya dönmesini nasıl engelleyebiliriz?

Bunun bir tek yanıtı var: Demokratik haklarınızı kullanarak!

Bu en genel anlamda sizin gibi düşünen insanlarla birlikte olmanız ve sesinizi örgütlü bir şekilde duyurmanız demektir.

Siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları bunun için varlar.

Birçok kişinin kendisine yakın bulduğu siyasi partinin yönetimini beğenmediği, sivil toplum kuruluşlarına uzak durduğu sır değil.

Ancak bu, bir araya gelmenin ve rejimin temel unsurlarını korumak için birlikte mücadele etmenin önüne geçecek bir gerekçe oluşturmamalı.

Sonuç olarak o kuruluşları “düzeltmek” de ancak içeriden çalışarak mümkün olur, dışarıdan söylenerek değil!

Laikliğin güvencesi, demokratik hakları kullanmakta tereddüt etmemektir!