Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Suçlanan memurun yerini değiştirmek ’ceza’ mı?

ANKARA’da bir okul müdürünün bazı kız öğrencilere sarkıntılık yaptığı için önce görevinden uzaklaştırıldığını, sonra da bir başka okula öğretmen olarak atandığını anlatan haberi bugün Hürriyet’te okuyacaksınız.

Haber, olayla ilgili hazırlık soruşturmasının sürmekte olduğunu anlatıyor.

Okul müdürünün bu olaydan sonra görevden alınması da iddiaların ciddiyeti göz önüne alındığında son derece doğru bir karar.

Ancak böyle ciddi iddialar nedeniyle görevden alınan bir müdürün, bir başka okula öğretmen olarak atanmasındaki mantığı anlayamadığımı da belirteyim.

Böylesine hastalıklı bir ruhsal durumdaki bir öğretmenin, “ceza olsun diye” bir başka okula atanması, o okuldaki çocukları da tehlikeye atmıyor mu?

Bu cezalandırma şekli sadece bu olaya da özgü değil. Zaman zaman değişik görevlerdeki devlet memurlarının yaptıkları bir olumsuz uygulama nedeniyle “ceza olarak” başka kentlere, başka görevlere tayin edildiklerini duyuyoruz.

Bu uygulama aynı zamanda o memura marifetlerini bir başka ortamda sürdürme olanağı da vermiyor mu?

Bu tür memurları, mahkeme süreci tamamlanana kadar memuriyetten tümüyle uzaklaştırmak daha iyi olmaz mı?

Şike konuşmaları dava dosyasında!

BURSASPOR’un 2004 yılında ikinci lige düşmesine yol açan Rizespor-Beşiktaş maçı, futbol kamuoyunda son düdüğü çaldığı andan beri konuşuluyor.

Futbol çevreleri ilk günden beri bu maçla ilgili olarak “şike kuşkusu” taşıyordu.

“Kuşkunun” hiç de yersiz olmadığı dün Milliyet’te yayımlanan telefon kayıtlarıyla ortaya çıktı.

Polisin, bazı organize suç örgütlerine karşı yürüttüğü teknik takibe takılan telefon konuşmaları, bazı oyuncuların maçın sonucunun Rizespor lehine olması için anlaşma içinde olduklarını kanıtlıyor.

Habere konu olan telefon kayıtları Sedat Peker aleyhine açılan dava dosyasında yer alıyor.

Yani yasal olarak yapılmış bir dinleme var ve bu dinlemenin sonucu elde edilen bilgiler ciddi bulunmuş ki dava açılmış.

İlginç olan savcılığın Türk Ceza Kanunu (TCK) şikeyi suç olarak tanımlamıyor diye bu kayıtlardaki “suç” ile ilgili işlem yapmaması.

Bu saatten sonra TCK’nın şikeyi suç olarak tanımlaması geriye yönelik olarak bir anlam ifade edebilir mi, bilmiyorum.

Ancak Futbol Federasyonu’nun yeni kurduğu ve başına eski Federasyon Başkanı Yılmaz Tokatlı’yı getirdiği İnceleme Komisyonu bu dosyayı önüne alıp iyice bir okumalı.

Bakalım “şike için belge arayan” Türkiye Futbol Federasyonu, bir dava dosyasına giren telefon kayıtlarını ciddi belge olarak değerlendirecek mi?

İstanbul’da bir Yunanlı Diva

SAHNEYİ basan sisin içinden hafif bir esinti gibi süzüldü, o an için fark edebildiğim sadece mahzun bakan bir çift iri gözdü.

Gözlerini İzmirli annesinden mi almıştı? Annesi Üçkuyular’da bu bakışlarla kimlerin canını yakmıştı? Bilmiyorum. Bilmeme de gerek yok zaten.

İzmirli kadınları gözlerinden tanıyabilirsiniz ama. İri iri açılmış, merakla ve korkusuzca bakan gözlerinden tanırsınız onları. Bakışlarında hüzün de vardır, neşe de.

İzmirli kızların dillere destan güzellikleri belki biraz da bundan kaynaklanıyor.

Etli, kalın dudaklarının arasından hiç zorlanmadan çıkan bir sesle şarkısını söylüyordu.

Sesi sanki boğazından değil de yüreğinin içinden geliyor gibiydi. Biraz esrik, biraz kırık ve bir hayli buğulu.

Açıkhava Tiyatrosu’nu dolduran kalabalığın büyülendiği bir andı. Haris Aleksiyu sahnedeydi.

“Kara Kız Kantosu’na çıkmış Karantinalı Despina” gibi depremler yaratmıyordu.

Biz izleyicilerde yarattığı duygu bir depremle değil, yaz sıcağında akşama doğru çıkan hafif bir rüzgárla açıklanabilir.

Arkasındaki orkestra bizim sanatçılarımızın konserindeki gibi gürültü yapmak için değil, “Harula“nın sesini ortaya çıkarmak için çalıyordu.

Dev hoparlörlerden yayılan müziğin odak noktasında sadece o vardı. Kimse “rol çalmaya” kalkışmıyordu.

Açıkhava Tiyatrosu’ndaki binlerce kişinin şarkılarına eşlik ettiğine bakıp, İstanbul’da değil de Atina’da olduğunuz yanılsamasına da kapılabilirdiniz.

Haris Aleksiyu’yu dinleme fırsatını kaçıran yakınlarım için üzüldüğümü de söylemeliyim.

Ama bugün Bodrum civarında olanlar için bir fırsat daha var. Haris Aleksiyu, bugün Bodrum’da sahneye çıkacak.

Konserden sonra Yazı’da kebap yerken önümüzdeki Aralık’ta Atina Likabetos’ta vereceği açık hava konserine davet etti beni. İzmir şarkıları söyleyecekmiş.

“Ah bu işlerin gözü kör olsun” dedim içimden, konser konser peşinden gezebilirdim oysa.