Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Beni bu havalar mahvetti!

 Gazetedeki odam ağaçlarla dolu büyük bir bahçeye bakıyor. Kar yağmaya başladığından beri gözümü oradan alamıyorum. İnanılmaz güzel bir manzara. Bodur ağaçlar, kırmızı göz alıcı çiçekleriyle kokinalar yarı bellerine kadar kara gömülmüş durumda.

Böyle havalarda, kamu yöneticileriyle halk arasındaki ilişkiyi evlilikteki karı-koca ilişkisine benzetiyorum. Hani tatillerde her türlü aksaklıktan doğrudan doğruya kocanın sorumlu tutulması durumuna…
Yaz tatilinde yağmur yağarsa bu kocanın düşüncesizliğinden ileri gelmiştir. Ya da kayağa gittiğinizde tipi yüzünden otelden burnunuzu çıkaramıyorsanız bunun da tek sorumlusu elbette kocadır! Otel odasındaki bozuk duş, kırılan bir ayakkabı topuğu, bardaki şarkıcının kötü sesi.. Bunları öngörememiş olmak hep kocaların suçudur.
Her neyse konumuz evlilik değil, biz yine kara dönelim..

New York’ta da olur
Kar başladığından beri hepimiz kamu yöneticilerinin beceriksizliğinden ve sorumsuzluğundan şikâyet ediyoruz.
Benim hatırladığım İstanbul’da en son 1987 senesinde bu kadar yoğun kar yağmış, 15 gün Ortaköy-Cağaloğlu arasını yürümek zorunda kalmıştım. Demek ki 14 sene oluyor..
Kamu yöneticilerinin on-on beş yılda bir karşılaşılan bir meteorolojik durum nedeniyle bu kadar suçlanmasının haksızlık olduğunu düşünüyorum. Yoğun tipi altında bir yolu açık tutabilmek dünyanın hep ağır kış şartlarında yaşanan ülkeleri hariç neresinde mümkün olabiliyor?
New York’ta bir kar fırtınasında otelden iki adım öteye bile gidemediğimi, Washington’da kamu kuruluşlarının bile kapanmak zorunda kaldığını hatırlıyorum. Hiçbirinde de aklıma Gilluiani’yi ya da Clinton’u suçlamak gelmemişti.
Bu son günlerde yetkililerin yapmış oldukları tek hata okulları bir gün önceden tatil etmeyi düşünmemiş olmalarıydı oysa.. Ama insaf edip kendimize de sormamız lazım: Meteorolojinin raporlarına bizler ne kadar güveniyoruz ki Vali’yi ve Belediye Başkanı’nı suçlamaya hakkımız olsun.

Bizde suç yok mu?
Kaç kişinin aracında kar başladığı sabah zincir vardı? Hangimizin aklına “bu karda trafiğe otomobilimle çıkıp yolların tıkanmasına neden olmayayım” demek geldi? Hangimiz apartmanımızın önünü kardan temizleyip, bir çuval tuz atabildik?
Karikatürist Salih Memecan, New York’un lüks banliyölerinden birinde oturuyor. Evine ziyarete gittiğim bir gün böyle bir kar yağışı yeni başlamıştı. Yarım saate kalmadı tüm yollar kar altında kaldı. Amerikalıların “truck” dedikleri türden büyük araçları olanlar, araçlarının önlerine birer kar küreme aleti takıp yollara çıktılar. Kar yağışı durduktan bir saat sonra tüm yollar açılmıştı ve ortalıkta tek bir tane bile kamu aracı yoktu. Her şeyi o bölgede yaşayan halk kendisi başarmıştı. Sivil toplum dayanışmasının ve örgütlenmesinin ne olduğunu orada anladım.
Benim önerim şu: Böyle havalar on – on beş yılda bir oluyor. Gazete, itfaiye, karakol, elektrik, acil sağlık gibi hizmetler dışındaki işyerlerini ve okulları tatil etsek, karın ıstırabını yaşayacağımıza tadını çıkarsak çok daha iyi olmaz mı?