Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Dönülmez akşamın ufkunda…

  Yıllar önce bir gece arkadaşlarla birlikte Akrep Nalan’ı dinlemeye gittik. Akrep Nalan’ın, Akrep Nalan olduğu, çalıştığı kulüplerde yer bulmanın zor olduğu günlerde..
Hemen yanımızda büyük bir masanın çevresine toplanmış kalabalık bir aile vardı. Oldukça yaşlı bir bey ve yine onun yaşlarında bir hanım, çocukları, torunları, gelinleri, damatlarıyla 50’nci evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı.

Durum masadakiler tarafından Akrep Nalan’a da iletildi. Biz de o masadaki kalabalığın sebebini, zaten bu sayede öğrenmiştik.

‘Sizin için söylüyorum’ dedi ve..
Nalan Hanım yaşlı çift ile ilgili güzel sözlerle süslü bir konuşmadan sonra “Şimdi sizin için söylüyorum bu şarkıyı” dedi ve…
Şarkının ilk sözleri bangır bangır salonu doldurduğunda, bir an için çoğu kişi donup kaldı.
Akrep Nalan’ın yaşlı çift için söylediği şarkı şuydu: “Dönülmez akşamın ufkundayım, vakit çok geç.. Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!”
Sanırım bütün yaşamım boyunca gördüğüm en büyük “densizlik” buydu.. Akrep Nalan gibi aslında son derece kibar ve düşünceli bir insanın o an böyle bir hatayı nasıl yapabildiğini hâlâ anlayamamışımdır. Herhalde, sahnede gürültülü kalabalıklara şarkı söylemenin ona oynadığı bir oyundu bu..
Bu eski anımı hatırlamama yol açan şey, Anadolu Ajansı’nın Sivas’tan geçtiği bir haber oldu.
Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevzat Battal’ın bir konferansta yaptığı konuşmayla ilgiliydi.
Gençlere evlilik ve eş seçimi konusunda bilgiler veren Prof. Battal, konuşmasını bir araştırmaya dayandırıyordu.

‘Yeniden evlenmem’
Araştırma, 20 yıl süreyle evli kalan çiftler arasında yapılmış ve onlara “Yeniden evlenme imkânınız olsaydı şimdiki eşinizi tercih eder misiniz?” şeklinde bir soru sorulmuştu.
Prof. Battal’ın açıkladığı sonuç gerçekten çok çarpıcıydı: Yeniden aynı eşiyle evleneceğini söyleyenlerin oranı sadece yüzde 2.7 çıkmıştı.
Geri kalan yüzde 97.3’lük kesimin ne yanıt verdiği de haberde yoktu. Dolayısıyla bununla ilgili olarak sadece akıl yürütmek mümkün. Ancak şurası açık ki 20 yıllık evli çiftler arasında “yine aynı adamı – kadını seçerdim” diyenlerin sayısı insanı ürkütecek kadar düşük..

‘Aceleci davranmayın’
Prof. Dr. Battal bu örneği vererek gençlere evlenme kararı verirken çok iyi düşünmelerini, aceleci davranmamalarını öğütlüyordu.
Doğrusunu isterseniz haberi okuyana kadar ben de böyle düşünüyordum. Ama araştırma sonucu o kadar moral bozucu ki şimdi bir genç gelip bana sorsa hiç düşünmeden şu yanıtı verebilirim: Kiminle evlenmek istiyorsan hemen, vakit geçirmeden evlen.. Nasıl olsa sonu hep aynı oluyor!
Araştırmanın künyesi haberde belirtilmediği için ne kadar güvenilir olduğunu elbette bilebilmemize olanak yok ama bu sonuç gerçekten doğruysa Türkiye’de 50 yaş ve üzerindeki insanların büyük bölümünün evlerinde bir cehennem hayatı yaşadıklarını da söyleyebiliriz. Aşkın, tutkunun olmadığı bir cehennem hayatı..
Yahya Kemal’den bir dörtlükle bağlayalım yazıyı, yorumunu da sizlere bırakarak:
“Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı,
Görmezler ufuklarda şafak söktüğü anı.”