Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Birileri sizi gözetlemek istiyor!

  Dünkü Milliyet’te bence önemli haberlerden biri, gündemin ağırlığı altında ezildi ve kendisine birinci sayfada ama sadece bir buçuk sütunluk bir yer bulabildi.

Dikkatli okuyucuların gözünden kaçmamıştır, ama okumayanlar için kısaca hatırlatayım:
“Casus kulaklık” adı verilen bir alet piyasaya çıkmış. İnternet üzerinden 19 milyon liraya satılıyor. Taklitleri de işportaya düşmüş, 4 milyon liradan “kapışılıyor”..
İki parçadan oluşan bir alet bu.. Cep telefonlarının kulaklığına benzeyen bir kulaklık düzeneği var. Bir de avuç içine sığacak büyüklükte bir transistörlü radyoyu andıran “ana” parçası.. Plastik bir kutucuk bu.. Şeffaf plastiğin içinde karmaşık bir elektronik devre görünüyor.

‘Casus’a talep çok
Bu aleti alıp, kulaklığını da taktığınız zaman 10-15 metre uzaklığınızdaki konuşmaları dinleyebiliyorsunuz. Bizim arkadaşların işportadan aldıkları alet pek işe yaramamış ama bu aleti satan internet sayfasındaki reklamlar, gizli konuşmaların kolayca dinlenebileceğini, duvar gibi engellerin de kolayca aşılabileceğini iddia ediyor.
Alet, işe yarıyor veya yaramıyor. Bununla ilgili değilim. Benim ilgimi çeken konu, “casus kulaklık” adı verilen bir aletin toplumumuzda bu kadar ilgi görüyor olması. İşportaya kadar düşmüş olması, ürüne yönelik talebin hiç de küçümsenmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Bir insan, kendisinden 10-15 metre uzaklıktaki bir konuşmayı neden dinlemek ister? Komşusunu, iş arkadaşını ya da hiç tanımadığı insanların konuşmalarını neden merak eder? Benim ilgimi bu sorular çekiyor.
Bunun en önemli nedeni “özgüven” eksikliği olmalı. Özgüveni yerinde olan bir insan, başkalarının ne yaptığıyla, ne konuştuğuyla o kadar ilgilenmez diye düşünüyorum. Bir insanın komşusunu ya da iş arkadaşlarını, gizlice dinlemeye nasıl ihtiyacı olabilir ki başka türlü?
İkinci neden dizginlenemeyen bir merak duygusu olmalı. Ama bunun da sağlıklı ve insanı geliştirici bir meraktan çok farklı olduğu açık. Bir tür röntgencilik olarak tanımlayabileceğimiz, hastalıklı bir merak..

Görünmez olsak..
Yıllar önce dinlediğim bir radyo anketinde dinleyicilere uçabilmeyi mi yoksa görünmeyen bir insan mı olmayı tercih ettikleri soruluyordu. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu katılımcıların ezici çoğunluğunun “görünmez” olmayı tercih ettiklerini dinleyince kulaklarıma inanamamıştım.
“Casus kulaklığa” gösterilen bu ilgi ile “görünmez olma isteği” arasında da bir benzerlik var. Aynı durum söz konusu: Bir yolunu bulup, üzerine vazife olmayan bir konuşmayı dinlemek ya da bir durumu izlemek.. Bir yılan gibi sessizce yaklaşıp, orada öylece durup dinlemek ya da izlemek.. Uçup, her şeyi yepyeni ve değişik bir açıdan izlemek yerine, görünmez olup kapalı kapıların ardına sızmak..

Bir tür ruh hastalığı
Zaman zaman ortaya çıkan telefon dinleme olaylarının, başka herhangi bir medeni ülkede olabileceğinden çok daha az tepkiyle karşılanması hatta birçok kişi tarafından normalmiş gibi algılanması da bu toplumsal ruh bozukluğunun bir sonucu olmalı.
Başkalarının da özel yaşamlarının olduğunu, o özel alanın içinde olup bitenlerin kimseyi ilgilendirmeyeceğini reddeden bir bilinçaltı.. Buna bağlı olarak kendi özel yaşamı çiğnendiğinde de bunu o kadar umursamama durumu..
Kendine ve gücüne güvenen, başkalarının haklarına da saygı duyan kentli bireyler haline gelemediğimizin küçük bir örneği..