Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Emekli paşalar kumpanyası kimin işi?

 Emekli paşaların Korkut Eken’i aklama kampanyası tam gaz gidiyor. Dün konuşan üç emekli subaydan biri de emekli orgeneral Teoman Koman.

Adını en son duyduğumda hortumlanarak içi boşaltıldığı için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilen İnterbank’ın Yönetim Kurulu üyesiydi.
Doğal olarak bu soruşturma kendisine bulaşmadan kapandı. Yönetim Kurulu üyesi olup “huzur haklarını” almayı kabul etmek, herşeyden haberdar olduğu anlamına elbette gelmiyordu..
Teoman (Emekli) Paşa da dün “seçilmiş” gazetelere aynı kelimelerle yansıyan mesajında, Susurluk Çetesi Davası hükümlüsü Korkut Eken ile ilgili olarak yargı kararını eleştirdi ve “bu kahraman subayın” kötü bir işe karışmış olabileceğine ihtimal vermediğini söyledi.
Dün arkadaşımız Utku Çakırözer kendisini arayarak bu demeci kime verdiğini sordu. Öğrenmek istediğimiz şey şuydu: Korkut Eken hakkında tam da Yargıtay’a “iade – i muhakeme” başvurusunun yapılmasının arefesinde bu kampanyayı kim düzenledi? Bazı emekli generallerin görev aldığı bu kampanyanın amacı nedir? Yargıyı baskı altına almak mıdır? Yoksa şu anda aklımıza gelmeyen başka bir hesap mı var?

Tuhaf bir yanıt
Teoman Koman, arkadaşımıza kiminle konuştuğunu hatırlamadığını, zaten askeri santrallerdeki parazitlerin konuşmaların tam anlaşılmasına olanak vermediğini söyledi..
MİT Müsteşarlığı yapmış, kuvvet komutanlığında bulunmuş, MGK üyesi olarak devletin en üst organlarında görev yapmış bir kişi için şaşırtıcı bir yanıt..
Üstelik yine hatırlayacaksınız kendisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Susurluk Komisyonu’na iki kere ifade vermeye çağrıldığı halde gitmemişti. Birincisinde “size değil Başbakan’a hesap veririm” gibi bir yanıt vermiş, ikincisine ise “benimle güç mü yarıştırıyorsunuz” diye artık ne isim vereceğimi bilemediğim bir davranış içine girmişti.
Türk Milleti adına yasama yetkisi kullanan Cumhuriyet’in en üst organının çağrısına uymuyor ama telefonda kim olduğunu bile anlamadığı bir kişinin sorusu üzerine böyle bir açıklama yapıyor.. Bu işte sizce de bir tuhaflık yok mu?

Demeç nasıl geldi?
Kampanyanın yürütücüsünün kim olduğunu doğrusu çok merak ediyorum. Bu konu gündeme geldiğinde gözler biliyorsunuz hep Mehmet Ağar’a dönüyor ama o da dün yaptığı açıklamada bu işle bir ilgisinin olmadığını söyledi.
Şimdi görev Hürriyet ve Sabah gazetelerinin yazıişleri yönetimlerine düşüyor. Onlar bu demeçlerin kendilerine kimler tarafından getirildiğini açıklamalılar. Çünkü artık işin bu yönü de bir “haber değeri” taşıyor ve okuyucularının da biz meslektaşlarının da bunu bilmeye hakkımız var.
Yoksa onlar da bu demeçleri bir sabah geldiklerinde masalarının üzerinde mi buldular?
Bir gazete yöneticisi olarak şunu da belirtmeliyim: Bu demeçler benim de önüme gelseydi gazetemde bunlara yer verirdim. Önemli olanın bu demeçlerin nasıl yansıtıldığıdır diye düşünüyorum. Ne yazık ki meslektaşlarımız bu olayda hukuktan yana tavır alamadılar.