Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Statlarda şiddeti önlemenin yolu belli

 Hafta sonundaki Beşiktaş – Galatasaray ve Akçaabat Sebat-Fenerbahçe maçlarında meydana gelen olaylar dikkatlerin yeniden tribünlerdeki şiddete dönmesine yol açtı.
Beşiktaş Başkanı Serdar Bilgili’nin dünkü gazetelerde yayımlanan demeci ve “Ev sahibi olarak özür diliyoruz” sözleri, bu konuda küçümsenmeyecek kadar önemli bir adımdır.

Elbette bazı fanatikler Bilgili’nin bu sözlerine karşı çıkacaklardır ama bunun bir önemi yok. Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın’ın geçen yıl Fenerbahçe Stadı’ndaki maç sırasında ve sonrasında sergilediği tavrında artık yalnız kalmayacağı anlaşılıyor..

Kim, hangi koltukta?
“Sportif Karşılaşmalarda Seyircilerin Şiddet Gösterilerinin ve Taşkınlıkların Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi”, Türkiye’nin de taraf olduğu bir uluslararası sözleşme..
Bu sözleşme spor sahalarındaki şiddetin nasıl önlenebileceğini açıklıkla ortaya koyuyor.
Maç bileti satışlarının denetim altına alınması, bilet alanların kimlik kayıtlarının tutulması, bu sözleşmenin önemli hükümlerinden biri. Türkiye’de hâlâ uygulanmıyor.
Hangi koltukta kimin oturduğunu bilirseniz, şiddeti başlatanın kim olduğunu da kolayca bulabilir, bu kişilerin bundan sonraki karşılaşmalarda bilet alarak stada girmelerini önleyebilirsiniz.
Ama bunun için herkesin kendisine satılan koltukta oturması, ayakta seyirci olmaması, merdivenlerin boş bırakılması gerekiyor.

İngiltere en iyi örnek
Oysa bizde hâlâ elindeki bilette yazılı numaralı koltuğa oturamayan izleyiciler var ve böyle bir sorunla karşılaşan polis “Bana ne, sen de git bir yere otur kardeşim” diyebiliyor.
Bu kural İngiltere’de yıllardır başarıyla uygulanıyor. “Holiganlık” kavramının doğduğu ülke, bu önlem sayesinde yıllardır statlarında şiddet yaşamıyor.
Statlardaki görevli polisler bunu sağladıkları gün, şiddetin dozunun nasıl birdenbire düşeceğini hep birlikte göreceğiz.
Sözleşmenin bir başka hükmü, kulüp yöneticilerinin bazı taraftar gruplarına bedava bilet sağlamalarının önlenmesi.
Bu önlendiği takdirde statlara “kavga etmek için gerekli eleman getirilmesi” de önlenecektir. Bugün tribün teröründen şikayet eden tüm yöneticiler bunu biliyorlar ama taraftar gruplarına bedava bilet dağıtma uygulamasından da asla vazgeçemiyor. Çünkü o kişiler gerektiğinde kulüp içi iktidar kavgalarında da kullanılıyor.

Kulüp izin vermezse..
Sözleşme, statlara yanıcı ve patlayıcı madde sokulmasının önlenmesini de öngörüyor.
Statlara sokulan yanıcı ve patlayıcı maddelerin kulüp yönetimlerinin bilgisi dışında oraya getirilmesi mümkün değil. İki nedenle: Birincisi bu tür maddelerin parası bazı kulüp yöneticileri tarafından karşılanıyor. İkincisi, statlara sokulması da yine kulüp yönetimlerinin gayri resmi yardımlarıyla mümkün olabiliyor.

Herkese düşen belli
Bu nedenle önce kulüp yöneticilerinin bu para desteğini kesmeleri gerekiyor. Seyirciler stada alınmadan önce sıkı bir arama yapılması da şart. Bunu sağlayacak yetkili de Emniyet Müdürü…
Bu yüzden statlarda şiddet gösterilerini önlemek aslına bakarsanız son derece kolay. Bunun için kararlı bir kulüp yönetimi ve kulüp yönetimiyle sıkı işbirliği yapan Emniyet güçleri yeterli..
Şiddetten şikâyet eden kulüp yöneticileri önce kendilerine çekidüzen vermeliler. Bu şiddeti önleyecek en önemli güç onlarda.
İngiltere’nin bu konuda engin bir deneyimi var. Bazı polis müdürlerini eğitim için kısa sürelerle de olsa İngiltere’ye yollamak, oradaki uygulamayı incelemelerini sağlamak da statlarda gün boyu ayakta bekletilen ve boş yere yorulup hiçbir olayı da önleyemeyen polislerin gerçekten işe yaramalarını sağlayacak bir adım olabilir.