Türkiye’nin kendisiyle doğrudan ilgili olmayan uluslararası sorunlara yaklaşım tarzını bir halk deyişine benzetiyorum: “Yoğurdum var diyene, hıyar bende diye koşmak.”
ANKARA’da bir okul müdürünün bazı kız öğrencilere sarkıntılık yaptığı için önce görevinden uzaklaştırıldığını, sonra da bir başka okula öğretmen olarak atandığını anlatan haberi bugün Hürriyet’te okuyacaksınız.
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu, Dışişleri Bakanlığı’ndan bağımsız ve çoğu zaman habersiz olarak yaptığı temasları nedeniyle “Gölge Dışişleri Bakanı gibi hareket etmekle” eleştiriliyor.
SEÇİLMİŞ ve atanmış kamu görevlilerinin kabul edebilecekleri hediyelerle ilgili kanunlarımızda eksiklikler olduğuna dikkat çektiğim yazımda şöyle bir soru sormuştum: Milletvekillerimiz neden bu konuda harekete geçmiyor?
BAŞLIKTAKİ sözü Şebnem Ferah’ın bir şarkısından aktardım. Son zamanlarda Başbakan’ın “söylev ve demeçlerini” okurken dilimde genellikle bu şarkı oluyor!
BEYLİKDÜZÜ Belediye Başkanı’nın oğullarının sünnet düğünlerinde davetlilerce verilen armağanların ve takılan takıların torbalara sığmadığını Hürriyet, pazar günü manşetinden yayımladı.
AMERİKA’nın Irak’a müdahalesinden hemen önce Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında “Memorandum of Understanding” başlığını taşıyan bir mutabakat zaptı imzalanmıştı.
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan kürsüde nutuk atarken ya da gazetecilerin ısrarlı sorularını yanıtlarken bazen kendini tutamıyor ve ancak üzerinde çok düşünülünce söylenebilecek sözleri bir çırpıda arka arkaya sıralayıveriyor.