Lefkoşa’nın Türk kesimindeki Pizza Pronto’nun camekanla çevrelenmiş “bahçesinde” sokağı seyrediyorum.. Dışarıda benzerlerine sadece “tropikal” yerlerde rastladığım türden deli bir yağmur yağıyor. Birisi sanki Kıbrıs’ın geçmişteki bütün kirlerini temizlemek için...
Yaşamımda ilk kez Kıbrıs Cumhuriyeti’ne (Yani bizim Kıbrıs Rum Kesimi dediğimiz yer) ait bir devlet dairesine girdim ve karşımdaki duvarda çerçeveletilmiş kocaman bir Makarios fotoğrafını görünce de şaşırdım.
Üzerine gidip tedavi etmemiz gereken cok önemli bir hastalığımız var. Bunu en genel ifadelerle şöyle tanımlayabilirim: Başkalarının düşüncelerine hiç kimsenin saygısı yok.
Fenerbahçe dün bir puanla yetinerek taraftarını üzdü belki ama üç puanı da kaybedebilirdi. Bunu söylemek lazım; Samsun, Fenerbahçe’den daha iyi oynadı, daha iyi organize olmuş bir takımdı… Ve, Fenerbahçe’ye oynama...
İnsanın yedisinde ne ise, yetmişinde de o olduğunu söyleyen atasözü eğer doğruysa, Türkiye’de kadınları bekleyen geleceğin çok parlak olmadığını da bugünden söyleyebiliriz.