Ulusların böyle nitelemelerle anılmasını onaylayan bir dünya görüşüne sahip değilim. Bu tür davranışların kaba bir ırkçılığı yansıttığını düşünüyorum. “Hırsız İtalyanlar”, “Barbar Türkler”, “Palavracı Acemler”, “Tembel Araplar” “Pis zenciler” gibi nitelemelerden...
Dün AKP’nin “muhafazakâr demokrat” bir siyasi çizgi içinde gelişmeye çabaladığından ama bazı çevrelerin buna bir “takiye” kuşkusu ile yaklaştığından söz etmiştik. Bugün kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Türkiye’de laik demokratik düzen tehdit altında mıdır? İktidardaki “İslamcılar” takiye mi yapıyorlar, gerçek niyetleri demokrasinin kendilerine sağladıkları olanaklardan yararlanıp, düzeni kalıcı biçimde değiştirmek midir?
Önceki gün Irak’ın kuzeyinde bir Türkmen kasabası olan Tuzhurmato’da yedi kişinin ölümüyle sonuçlanan kıyım ve dün de Kerkük’te meydana gelen olaylar, Türkiye’nin görmezden gelebileceği türden olaylar değildir.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın oğlu Necmeddin Bilal’i evlendirmesi ile ilgili haberleri yurtdışında olduğum için biraz gecikmeli olarak okuma olanağım oldu.