Ankara’dan bakıldığında Türkiye’de her şey yolunda gidiyormuş gibi görünüyor olmalı: Fabrikalar çalışıyor, işsizlik bitmiş, işadamları kazandıkları paraları koyacak kasa bulmakta güçlük çekiyorlar, borsa almış başını gidiyor, toplumsal barış sağlanmış, Güneydoğulu...
Gazetecilik olayı diye işte buna derim ben. Radikal bir ilke daha imza atıyor ve Merve Kavakçı olayını izleyen ‘uzaylı bir gazeteci’ ile 2 bin ışık yılı uzaktaki editörünün telefon konuşmalarının...
Nathan Gardels’in editörlüğünde hazırlanan ‘Yüzyılın Sonu’ isimli kitap (T. İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviren: Belkıs Çoraçı Dişbudak) çağdaş düşünürlerin günümüz dünyası üzerine yaptıkları değerlendirmeleri içeriyor.
Merve Kavakçı’nın ‘kişisel haklar’ ve ‘demokrasi’ sorunu olarak türban konusunu Meclis’e kadar taşıması, eski ve hiç bitmeyen bir tartışmanın yeniden gündeme gelmesine yol açıyor.
Fenerbahçe’nin Bursaspor maçını izlerken bir haftadır yazdığım şeyler birbir aklımdan geçti. Bursa’da ortaya konan oyun bütün bir sezonun özetiydi sanki.
Nur içinde yatsın, Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde, Hıristiyan nüfusu dengelemek için Anadolulu Müslüman Türkleri kente getirmek için özel bir çaba göstermişti. Önceleri gönüllülük esasına dayanan bu göç, Türklerin isteksizliği...
Michael Douglas eşini bilmem kaçıncı kez aldattığı ortaya çıktığında “Ben” demişti, “hastayım. Seks düşkünlüğüm var ve tedavi olmak istiyorum.” O zaman ‘ne şeytan adam, ne saf kadın’ diye düşündüğümü hatırlıyorum....
Fenerbahçe’nin şampiyonluğu kaçırması aslında bugünün işi değil. Yıllardır yapılan hatalı transferlerle dengesi bozulan kadronun bir türlü eksikliklerinin tamamlanmaması bu sezonki hüsrana yol açtı.