Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Gündemleri okurken..

FP lideri Recai Kutan dün partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada bir süre önce kaybettiğimiz milletvekili Bedri İncetahtacı’nın geçirdiği kazayla ilgili olarak ‘acaba’ sorusunu kendi kendine sorduğunu söyledi.

“İçimizi giderek büyüyen bir kuşku kemirip duruyor” dedi ve ekledi: “Susurluk ne oldu?”

Bu soruyu okuyunca aklıma nedense ‘ne olacak, gulu gulu dansı yapıyor’ diye yanıtlamak geldi.
Recai Bey belki hatırlamıyor ama o zamanki koalisyon ortaklarının kuyruğuna takılıp, temiz toplum mücadelecilerini, Türkiye’nin hukuk devleti olması gerektiğini savunanları, çetelerin açığa çıkarılmasını isteyenleri nasıl susturmak istediklerini ben çok iyi hatırlıyorum.

0 tarihte, üstelik ellerinde de iktidar imkânları varken Susurluk’un üzerine gitmeyenlerin, gitmek isteyenleri engelleyenlerin kimler olduklarını bütün Türkiye çok iyi hatırlıyor.

Dün haber servislerimizin gündemlerine bakarken, bazı çevrelerin suni gündemler yaratmakta ne kadar ustalaştığını bir kere daha düşündüm.

En son örnek Çevik Bir’in ‘Cumhurbaşkanlığı adaylığı’…

Çevik Bir önceki gece RUYİAD toplantısında yaptığı bir konuşmada sorulan bir soru üzerine “Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilirse aday olabilirim” dedi.

Demesiyle birlikte de Ankara’da iş yerine laf üretmeye programlanmış bazı siyasetçiler bu konudaki derin görüşlerini açıklama yarışına girdiler.

0 konuşmayı ben de izledim. Çevik Bir’in adaylığı zaten en azından bu yasama döneminde gerçekleşemeyecek bir önşarta bağlanmış bulunuyor: Cumhurbaşkanını halkın seçmesi. Bu yapılamayacağına göre adaylık da söz konusu değil demektir.

Bence Çevik Bir’in konuşmasından çıkarılabilecek esas sonuç şu olabilir: Çevik Bir uygun bir ortam olduğu takdirde siyasete girebilir. Bu kurulacak bir stratejik araştırmalar vakfının zamanla partiye dönüşmesiyle olabileceği gibi, bazı partilerin lider arayışından da kaynaklanabilir. Tamamiyle kişisel bir tahmin olacak ama bana kalırsa Çevik Bir’in politik geleceğini merak ediyorsanız, CHP’de nelerin olabileceğini de izlemelisiniz…

Mavi Hat mı, Bakü-Ceyhan mı, Türkmen gazı mı, İran hattı mı derken bir de baktık ki karanlıkta kalmışız…

Bunun şu veya bu hat için kamuoyu oluşturma çabalarının bir sonucu olduğunu düşünmüyorum. Bu olsa olsa öngörüsüzlük ve tedbirsizlikle açıklanabilecek bir durum. Ortaya çıkıyor ki Türkiye dış şartlar zorladığında başvurabileceği stratejik bir sıvılaştırılmış doğal gaz stoku yapmamış, yapamamış. Önce bunun neden yapılamadığının yetkililer tarafından açıklıkla ortaya konması gerekiyor.

Öte yandan son sıkıntı da gösteriyor ki doğal gaz konusunda tek kaynağa bağlı kalmak telafi edilemeyecek zararlar verebiliyor.

Demek ki Türkiye’nin bu konudaki temel stratejisi doğru. Türkmen ve Azeri gazına olduğu kadar Mavi Hat’tan akacak gaza da ihtiyacımız var ve Türkiye bunların tümünü birden kendi çıkarları için gerçekleştirmek zorunda.

Depremden sonra evleri yıkılıp ya da ağır hasar görüp de çadırkentlere yerleşmek zorunda kalan vatandaşlarımıza ‘kira yardımı’ adı altında ayda lOO’er milyon lira ödeniyor. Kira yardımı prefabrik konutlara geçildiğinde kesilecek. Bölgedeki arkadaşlarımız şu anda bitmiş durumda olan bazı prefabrik geçici konutların bile boş kalmasının sebebinin bu yardım olduğunu söylüyorlar. Depremzedeler bu paranın kesilmemesi için çadırları terk etmek istemiyorlar.

Demek ki ‘kira yardımı’ denen şey, düzgün bir ortamda yaşama ihtiyacından çok ‘günlük geçim için’ kullanılıyor. Yüz milyarlarca liralık harcamayla yapılan prefabrik konutların boş kalmaması isteniyorsa buna da bir çözüm bulunmalı. Kaynakların sınırsız olmadığı, bu yardımın sonsuza kadar sürdürülemeyeceği depremzedelere anlatılmalı.