Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Pazarı bekleyelim

Maçı televizyondan izledim. Bir maçı televizyondan izlemekle, statta izleme arasında gerçekten ciddi farklar var. Bu nedenle bu durumu okuyucularıma yazının başında söylemenin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Dünkü maçın kendi içinde önemli kader anları var. Bir tanesi Tuncay’ın ofsayt gerekçesiyle iptal edilen nizami golü… Bu golle birlikte sadece son 3 haftada Fenerbahçe’nin 4. nizami golü iptal edilmiş oluyordu.

Fenerbahçe’nin bugüne kadar hakemlerden yüksek sesle şikayetçi olmamasını, Fenerbahçe’nin hakemlerin genel gidişatından memnun olduğu şeklinde yorumlayanlar, bunu akıllarından çıkarmamalılar. İkinci kader anı; Hooijdonk’a yapılan penaltının ligin en iyi hakemi olduğu iddia edilen Cem Papila tarafından verilmemesiydi. Benim sayabildiğim kadarıyla bu sezon Fenerbahçe’nin verilmeyen 10. penaltısı. Fazlası da olabilir ama eksik değil. Maçın bir diğer kader anı ise Luciano’nun son adam olarak Okan’a yaptığı faulde görmediği kırmızı kart. Bütün bunlar maçın ilk 45 dakikası içinde cereyan etti. 45 dakikada bu kadar önemli hataların yapılabiliyor olması Türk futbol hakemliğinin ne durumlara düştüğünün de bir göstergesi. Eğer Ali Aydın örnek alınacak olunursa şunu memnuniyetle söyleyebiliriz ki, Türkiye’de hiç kimse hakemlik yapamaz, maçların hepsini yabancı hakemler yönetir. Bu da bu sezon oynanan maçlar üzerine düşürülen gölgenin giderilmesi demektir ki, belki de doğrusu bu.

Normal şartlar altında berabere bitmesi gereken bir maç izledik. Üst üste kaçırılan iki pozisyondan sonra Rize’nin bir gol atması sadece Fenerbahçe açısından kötü talihle izah edilebilir. Ama bu kimseyi kandırmamalı. Dünkü Fenerbahçe, maçı kazanmak istediğini gösterecek hiçbir hareket yapmadı ve çok hayati 3 puan kaybetti. Eğer Gençlerbirliği oyuncuları ve hakem dürüst davranırlarsa kaybedilen çok şey olmadığını düşünüyorum. Pazar akşamını bekleyip göreceğiz.