Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Dün dündür, bugün ise bugün-2011

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kore ve Bangladeş’e yaptığı resmi geziden dönüşte Atatürk Havalimanı’nda gazetecilere “füze kalkanı” için kurulacak radar ile ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: (15 Kasım 2010. TRT internet sitesinden aktarıyorum.)

“NATO’nun bir üyesi olarak şüphesiz ki, bu kapsamda atılacak bir adım ve bu işin komutasının kime verileceği hususu ki, bunun özellikle topraklarımızın genelinde böyle bir şey düşünülüyorsa zaten bu kesinlikle bize verilmeli. Aksi takdirde böyle bir şeyin kabulü mümkün değil. Bir diğer asla, herhangi ülke adı burada belirtilemez. Tabii yerleşim noktası, bunlar çok çok önemli ve serpilme denilen konu çok çok önemli. Bu serpilme nerde olacak, nasıl olacak bu önemli. Hangi irtifada olacak, bunlar önemli. Teknik kadrolarımız bütün bunların üzerinde çalışmalarını yapıyor. Silahlı kuvvetlerimizde de bunun çalışmaları ayrıca yapılıyor. Ve Lizbon Zirvesi’nde de bu görüşülecek. Eğer mutabakat sağlanırsa ne âlâ, sağlanamazsa söyleyecek bir şey yok.”
Beyrut gezisinden dönerken de aynı konuda uçakta gazetecilerle konuşurken şunları söyledi: (27 Kasım 2010. Milliyet internet arşivinden aktarıyorum.)
“Füze kalkanı meselesinde bizim ortaya koyduğumuz tavrı, duruşu bölge anlıyor. İran gerek Ahmet Bey’le yaptığım görüşmede gerek beni aradılar. Hatta büyükelçilerini özellikle yolladılar, geldiler, teşekkür ettiler. Oradaki duruştan, orada hazırlanan metinlerden filan bütün bunlar açık, net ortada olmasına rağmen bakıyorsunuz Türkiye’deki emekli büyükelçiler filan bir yerlere çekiyorlar. Türkiye bekleneni alamadı filan. Onlar Türkiye’nin beklediği ne onu bilmezler. Füze, Türkiye’ye yerleşecek filan. Nereden biliyorsunuz? Metinlerde var mı? Yok. Olmayan şeyi göstermeye çalışıyorlar.”
Bugün geldiğimiz noktada tablo şu:
Füze kalkanı radarı Türkiye’de kurulacak.
Komuta Türkiye’de olmayacak ama bir Türk subay komuta merkezinde görev yapacak.
Füze kalkanının İran’a karşı kurulduğunu İran dahil herkes biliyor.
Herhangi bir yorum yapmam gerekmiyor sanıyorum!

Alfabede 29 harf var, plan bitmez!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’e karşı açıklanan “B Planı”ndan sonra ilk kez konuştu.
“Şu andaki adım B Planı olarak değerlendirilirse C Planı da olacaktır” dedi.
Elbette bir C Planı varsa, bunu takip edecek adımı da D Planı olarak tasnif etmek gerekecek.
Böylece alfabedeki harfler kadar planımız olabilir ki bu iyi bir durum.
Ancak ben yine de “Yumuşak G” planının atlanmasını ve “G Planı”ndan sonra doğrudan “H Planı”na geçilmesini öneriyorum. Malum, böyle konularda yumuşak davranmak delikanlıyı bozar!
Bir de bizim noktalı ve çengelli büyük harflerimizi kullanmamalıyız. “Ç, İ, Ö, Ş, Ü” planları da Türkçe yayın yapmayan yabancı yayın organlarında ve okuyucularında kafa karışıklığına neden olabilir, unutmayalım!
Bu durumda ancak 23 planımız olabilecek ama üzülmemek lazım, gerekirse otomobil plakalarındaki gibi harf ve rakam grupları kullanarak plan sayımızı sonsuza kadar arttırabiliriz.
Tabii plan sayısı arttıkça bizlerin de planların içinde neler olduğunu karıştırma ihtimalimiz yok değil.
Nitekim daha sadece A ve B planları mevcutken Başbakan “Attığımız adım kararlı şekilde sürecektir. Yarın diplomatik ilişkilerimizi düşürüyoruz. Ticari,
askeri, savunma sanayiine yönelik ilişkilerimizi askıya alıyoruz” dedi.
Arkasından Başbakanlık düzeltme yayımladı: “Ticari ilişkilerimiz ifadesiyle savunma sanayiine yönelik ticari ilişkileri kastetti!”
Yani plan sayısı arttıkça Başbakanlık Basın Danışmanlığı kadrolarını da takviye etmek gerekecek. Bu da birçok gazeteciye yeni iş olanağı demek, ne kadar iyi!

Sorulacak soru var sorulmayacak olan var!

GOOGLE, dünya liderleri arasında sadece ABD Başkanı Obama tarafından kullanılan halkla ilişkiler programının Türkçe versiyonunu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için de hazırlamış.
Cumhurbaşkanı’nın bunu hak ettiğini söyleyebiliriz, çünkü sanal dünyanın olanaklarını gayet başarılı olarak kullanıyor. Bu konuda dünya liderleri sıralamasında ilk on içinde yer aldığını daha önce öğrenmiştik. Twitter’daki takipçi sayısı açısından da pop yıldızlarını bile kıskandıracak izleyiciye sahip, 665 bin kişi Cumhurbaşkanı Gül’ü Twitter’da takip ediyor.
Şimdi Google’ın yazdığı bu programla yeni bir döneme geçiliyormuş.
Yakında Türkiye’nin ya da dünyanın herhangi bir köşesinden Cumhurbaşkanı’na soru sorulabilecek, yanıt alınabilecek.
Olumlu bir gelişme, akıl edenleri kutlarım.
Cumhurbaşkanları bizim anayasal düzenimizde her ne kadar siyaset üstü olsalar da Gül’ün siyasi kişiliğinin olduğunu unutmayalım. Siyasette de hesap verilebilirlik önemlidir, Cumhurbaşkanı şimdi cesaretle bu yola yöneliyor.
Bunun için bir tür “promosyon” da düşünülmüş ki bu da hoşuma gitti.
Sorular halkoylamasına sunulacak ve en çok oyu alan beş soruyu Cumhurbaşkanı doğrudan kendisi yanıtlayacakmış.
Ve bu beş sorunun sahipleri Çankaya Köşkü’ne davet edilecekler, orada Cum-hurbaşkanı’nın bizzat ağzından sorularının yanıtlarını alacaklar.
Ben bu yarışmaya girmeyeceğim. Promosyonu kazansam bile huzura kabul edilmeme ihtimalim yüksek çünkü. Ama sizler şansınızı deneyebilirsiniz.
Ama tutup da “kralın hediyelerini” sormaya kalkmayın tabii, kazanamazsınız, söylemiş olayım!