Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Türkiye uçsa ve farklı bir coğrafyaya otursa…

 Alaaddin gibi yolda yürürken bir sihirli lamba bulsam içinden çıkan “cin”den ne isterdim?
Bu soru aklıma dün katıldığım bir toplantıda geldi.

Milliyet Kariyerim gazetesi tarafından Bursa’da düzenlenen bir zirve toplantısındaydım.
İstihdam politikalarının oluşturulmasında nitelikli insan gücü yetiştirilmesinin önemi ile ilgili bir toplantıydı.
Ayrıntılarını bugün Milliyet’in ekonomi sayfalarında da okuyacağınız gibi, gerçekten çok ilginç bir toplantıydı ve konuşmacılar son derece ilginç, geleceğe dönük fikirler anlatıyorlardı.
Cep telefonumu gazeteden gelecek haberleri takip edebilmek için “sessiz” moduna almıştım.

Korkutan gelişme..
Derken gazetenin yazı işlerinden bir mesaj geldi:
“İran’da nükleer tesislerin bulunması olası bir yere, bir uçak tarafından bir füze atıldı.”
Hemen toplantı salonundan çıkıp gazeteyi aradım.
Arkadaşlar, gelen bilginin çok yeni olduğunu, hiçbir ayrıntı olmadığını, uçağın kime ait olduğunun da bilinmediğini söylediler…
Sonraki bir saat boyunca cep telefonumdaki mesajlardan olayın gelişmelerini izledim.
Sonunda gerçek ortaya çıktı ve rahat bir nefes aldım.
Bir saldırı olmadığı, bir İran uçağından düşen yakıt tankının füze sanıldığı ortaya çıktı.

Yeni savaş olasılığı
Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki, en küçük bir olay bile tüylerimizi diken diken etmeye yetiyor. Amerika’nın İran’a saldırı olasılığı, bunun bölgede yaratabileceği etkiler yaşamımızı öylesine derinden etkileyebilirdi ki…
Yeni bir savaş olasılığı, büyük bir krizin ardından yeni yeni toparlanmaya başlayan ekonomimizi sarsabilir, tanıdığımız birçok insanın yaşamında önemli sorunlar yaratabilirdi.
Irak’ta düzenin kolay kolay yeniden kurulamayacak şekilde bozulmasının etkilerini hâlâ yaşıyoruz.
Tam Filistin’de barış umutları yeşerirken Lübnan’da eski Başbakan Hariri’nin bir suikast sonucu öldürülmesi, Suriye’nin “derin devlet”inin bu olaydaki olası parmağının nelere yol açabileceği, bölgeyi nasıl bir kargaşaya sürükleyebileceği hâlâ bir bilmece olarak önümüzde duruyor.

Fantezi de olsa..
Yazımın başlığındaki soru bütün bunları kafamda tartmaya çalışırken aklıma geldi.
“Şişeden çıkan cin”den şunu isteyecektim:
“Türkiye’nin üzerinde yaşadığı toprakları buradan kaldır ve bizi Batı Avrupa’da bir yere oturt!”
Komşularımız Gürcistan, İran, Irak, Suriye, Bulgaristan ve Yunanistan değil de Belçika, Hollanda, Almanya olsun!
Hatta Fransa, İspanya ve İtalya olsa daha da iyi!..
O zaman ne böyle gerilimler yaşardık, ne de silahlanıp kendimizi koruyacağız diye bu kadar parayı silah tekellerine verirdik.
Silaha harcayacağımız parayı okullara, fabrikalara yatırır, güneşin tadını çıkarırdık.
Biliyorum. Bu bir fantezi…
Ama her fantezi gibi hayal etmesi bile güzel…