Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

BU ZAHMETE DEĞER

Temel’e “hani sen güzel bir dulla evlenecektin?” diye sormuşlar. “Kocası

nın ölmesini bekliyorum” demiş.

Deniz Baykal’ın heyecanla beklediği CHP Genel Başkanlığı’na ulaştıktan sonra, Tansu Hanım ile görüşmek için hala neyi beklediğini bir türlü anlayamıyorum.

Türkiye bugünden itibaren 109 gün sonra Avrupa ile Gümrük Birliği’ne girmeye hazırlanıyor.

Çıkarılması gereken dünya kadar kanun, kararname vs.var.

CHP’nin bu koalisyona girmesini kendi taraftarları için meşrulaştıracak demokratikleşme atılımları var.

Türkiye, Merkez Bankası’nın beceriksiz yöneticilerinin yol açtığı yeni bir finansal krizin eşiğinde. Hükümetin DYP kanadı, ekonomiyi soğutacak, yatırımları ve dolayısıyla istihdamı azaltıp, büyümeyi durduracak bir ekonomik programı “çaktırmadan” uyguluyor.

Ama Deniz Bey köşesine çekilmiş bekliyor. CHP Genel Başkanlığı için 26 yıl sabırla beklediğine bakılırsa, yeni hükümet görüşmeleri için de bir-kaç gün, hafta ve hatta ay bekleyebilecek gibi de görünüyor.

Olaya kısır politik çıkarlar açısından bakınca yaptığının doğru olduğunu söylemek mümkün.

Önce Parti Meclisi’ni toplayacak. Ardından zaten Kurultay’da kendisine verilen yetkileri bir daha alacak. Ancak ondan sonra Çiller ile Baykal buluşması gerçekleşebilecek.

Oysa Türkiye’nin bu oyalamaya, karşılıklı politik taktikler denemeye ayıracak vakti yok.

Ankara’da bir çok bakanlıkta hayat çoktan durmuş durumda.

Hangi bakanın gidip, yerine kimin geleceği, yerine gelecek adamın kimlerle çalışmayı tercih edebileceği gibi “bürokratlar için hayati” konular açıklığa kavuşmadan da işlerin yeniden yürümeye başlaması mümkün değil.

Hatta bir adım daha ileri gidelim, hükümetin geleceğinin ne olduğu anlaşılmadan Ankara’da yaprak kımıldamasına imkan yok.

Bu belirsizliklere bir de DYP içindeki Çiller karşıtı cephenin ayak oyunlarını eklerseniz, iki liderin buluşmasının ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarsınız.

Ancak görünen o ki, bu buluşma daha bir süre gerçekleşmeyecek.

DYP-CHP koalisyonu, hükümette sanki sadece DYP temsil ediliyormuşçasına sürüp gidecek.

İki liderin belki bir öğlen yemeğinde bir araya gelip, temel konular üzerinde birbirlerine niyetlerini ifade etmeleri bile mümkün olamayacak.

Çünkü, ne kadar değiştiğini iddia ederse etsin Deniz Baykal, eski politikacı alışkanlıklarını kolay terkedemeyecek.

Çünkü, sorunları belirsizliklerle dolu olarak geleceğe bırakmanın politika yapmak olduğunu düşünmeye devam edecek.

Çünkü, kararlı bir şekilde ortaya çıkmak yerine, bugüne kadar hep yaptığı gibi kaçak güreşecek, cesaretle ortaya çıkamayacak.

Oysa, ağzından düşürmediği “onurlu bir koalisyon” sözünü hayata geçirmek için önüne fırsat çıkmış durumda.

CHP’nin koalisyondan ne beklediği, ortaklık fonksiyonlarının en olacağını ortağını karşısına alıp açıkça konuşmak yerine buluşmayı ertelemenin Kurultay’daki Deniz Baykal imajıyla hiç uyuşmadığını düşünüyorum.

Karadenizli iki arkadaş Temel ve İdris her hafta maça giderlermiş.

Ama Temel evlendikten sonra maçlara gelmez olmuş. “Fadime izin vermiyor” diyormuş, sorulduğunda da ..

İdris, “maça gelmeden önce Fadime’nin gönlünü alırsan sana izin verir” diye akıl öğretmiş.

O hafta Temel yine maça gelmeyince, İdris telefon edip ne olduğunu sormuş.

“Niyetliydim, ama” demiş Temel, “bizim takımın bu yıl oynadığı futbola bakınca bu zahmete değmez diye düşündüm.”

Acaba Deniz Baykal da, “takımın” koalisyondaki rolüne bakıp, “bu kadar zahmete değmez” diye mi düşünüyor?