Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Amerikan polisinin bizden öğreneceği çok şey var

New York’ta Haitili bir göçmene karakolda işkence yapılması Amerika’yı ayağa kaldırdı. Olayın duyulmasının hemen ardından sivil inisiyatifler New York’ta işkencecilerin çalıştığı karakolun önünde büyük bir gösteri düzenledi.

İşkenceci polislerin görevden alınmaları ve mahkemeye sevkedilip tutuklanmalarının ardından ortalık biraz sakinleşti. Şimdi poliste suçlulara ve zanlılara kötü muamele yapılmasının sonuçları ve bunun nasıl önlenebileceği tartışılıyor.

Biliyorsunuz karşılıklı anlaşmalar çerçevesinde bazı polislerimiz Amerika’ya eğitime gönderiliyor.

Son olaylardan sonra bizim onlardan öğrenecek bir şeyimiz olmadığını, aslında Amerikalı polislerin eğitim için Türkiye’ye gelmenin yollarını bulmaları gerektiğini düşünüyorum.

Amerikan polisi bu önerim üzerinde ciddiyetle durmalı. Eğer Amerikalı polisler temel eğitimlerini Türkiye’de almış olsalardı bakın New York’taki işkenceden sonra olaylar nasıl gelişirdi.

Haitili gence işkence yapıldığının duyulmasının ardından emniyet müdürü ve vali, içişleri bakanına telefonla bilgi verirlerdi. Bakana, işkence söylentisinin tamamen hayal mahsulü olduğu, bunun ‘insan hakları savunucusu kılığına girmiş teröristler’ tarafından uydurulduğu ve bazı sütü bozuk gazetecilerin de bu dedikoduları haberleştirdiği söylenirdi.

Karakolun önüne protesto için toplanan kalabalık, polis köpekleri ve eli coplu ‘robokop’lar tarafından dağıtılır, elinde tuvalet pompasıyla protesto dansı yapan zenci göstericiye, pompanın sapı yedirilirdi. Dövülerek gözaltına alınanlar ‘polise mukavemet, izinsiz toplantı ve gösteri düzenlemek ve yasadışı sol örgütlere üye olmak’ suçlarından DGM’ye sevkedilir, her biri 4’er yıldan az olmamak üzere hapis cezasıyla yargılanmaya başlanırdı.

İçişleri bakanının talimatıyla New York’ta polis içinde soruşturma yürüten bakanlık müfettişleri, kentte görevli polislerin “mandallama” eylemi ile protesto edilir, soruşturma yapılan binanın basılması tehditleri savrulurdu.

Bakanlık müfettişlerinin sorumlu bulduğu polis memurları, amirleri tarafından “sen biraz ortadan kaybol” denilerek ‘açığa alınır’, Memurin Muhakematı Kanunu’nun ilgili hükümlerinin arkasına saklanarak savcılığın soruşturma yürütmesi engellenirdi.

Başka bir kurtuluş çaresi olmadığı anlaşılınca da ilgili polisler başka yerlere tayin edilir ve ülkenin başka şehirlerinde de icrayı sanat eylemeleri sağlanırdı. Elbette kimse mahkûm edilip, tutuklanmazdı. Delillerin yetersizliği nedeniyle işkenceci polisler günlük hayatlarını sürdürmeye devam ederlerdi.

Dedim ya Amerikalıların bizden öğrenecekleri daha çok şey var. Bakın Metin Göktepe davasına.

Ortada öldürülmüş bir insan var ve katilleri ancak bir yılda mahkemeye çıkarmayı başarabildik.
Davanın nasıl sonuçlanacağını da ancak Tanrı ve Memurin Muhakematı Kanunu biliyor. Düşünsenize, bu olay Amerika’da olsaydı kimbilir nasıl yüzlerine gözlerine bulaştırırlardı.