Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Bir kente ruhunu veren adam

Barcelona’da beni en çok etkileyen şey kentin bir mimarla, Gaudi ile neredeyse özdeşleşmiş olmasıydı. Gaudi’nin sınırsız düş gücü büyülemişti beni.

Bütün yapıtlarını Barcelona ve çevresinde vermişti. Madrid’deki merkezi hükümete karşı Katalan başkaldırısının da sanki sanattaki bir uzantısı gibiydi.
Doğrusu Barcelona’lılar da kentlerini süslemeye kendisini adamış bu insana karşı borçlarını her gün ödemeye çalıştıkları izlenimini bende uyandırmışlardı. Ondan söz ederken gözlerinde beliren gurur yansımaları, Barcelona adının geçtiği her hediyelikte Gaudi’yi anımsatan bir küçük ayrıntının bulunması bir kentin kadir bilirliğinin örneğiydi.
Önünden geçerken hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. İstanbul’da Valikonağı Caddesi ile Süleyman Nazif Sokak’ın kesiştiği köşede üzeri turkuvazın en göz alıcısının egemen olduğu çinilerle süslü, dışarıdan bakıldığında Doğu masallarındaki sarayları andıran bir bina var.
Etrafı o kadar çirkinlikle dolu ki bu binayı bugüne kadar hiç fark etmemiş olmanızı yadırgayamam.
Bu bina, mimarlık tarihimizde ‘1. ulusal mimarlık dönemi’ olarak bilinen akımın en önemli temsilcisi Mimar Vedat Tek’in kendisi için yaptığı ev. Selçuklu ve Osmanlı dönemi kent mimarisinden izler taşıyan, tarihsel geçmişimizle uyumlu ama her haliyle ‘yeni ve özgün’ bir tasarım bu.
Vedat Tek’in İstanbul’u süsleyen binası sadece bununla sınırlı değil. Haydarpaşa Vapur İskelesi, Moda İskelesi, Sirkeci’deki Büyük Postane, Sultanahmet’teki Tapu Kadastro Müdürlüğü, Nişantaşı’ndaki Macar Konsolosluğu, Sirkeci’deki Mesadet ve Liman hanları, Fatih Tayyare Şehitleri Anıtı hep onun eserleri. İstanbul’da Yeniköy, Göztepe, Yeşilköy gibi semtlerde de sayısız köşk ve apartman onun imzasını taşıyor.
Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara’daki (ikinci) TBMM binası, Gazi Köşkü ve Ankara Palas, İzmit Saat Kulesi ve Kastamonu Hükümet Konağı gibi bugün de Türk mimarlığının gurur anıtları sayılması gereken eserler de ona ait.
Gaudi ile Tek, 20 yıl arayla dünyaya gelmişler. İkisi de sanat anlayışlarını ulusalcı akımların etkisi altında biçimlendirmişler. Ve ikisi de kendilerini yaşadıkları kenti güzelleştirmeye adamışlar.
Vedat Tek’in adını bu güzel kentimizde konuyla ilgili birkaç uzman dışında hatırlayan kaç kişi var acaba?
Bitmek bilmez bir kâr hırsıyla tükettiğimiz bu şehrin insanlarının aynı zamanda ‘kadir bilmez’ olduğunun da bir göstergesi değil mi bu?
Yarın saat 12’de Şişli Belediyesi bu kent halkı adına gecikmiş bir teşekkür sunacak Vedat Tek’e. Adresini yukarıda verdiğim evine bir rölyef plaket konulacak. Keşke bu tören pazar günü olsaydı da kentini seven değer bilir insanlar da Tek’e saygılarını sunmak için orada olabilselerdi.
“Bu şehri seviyorum, içinde bir gülüm var” diyebilenler bu gecikmiş teşekkür törenine katılmak için yarın orada olurlar mı dersiniz?