Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Koca kulak işbaşında

 İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nü sarsan tayin-rüşvet-çete bağlantıları skandalı ortaya çıktığında Radikal’in manşeti ‘Bu da oldu!’ydu. Önceki gün Meral Akşener’in basın toplantısını dinlerken bu manşeti atmakta acele ettiğimizi anladık.

DYP’nin Genel Başkan Yardımcısı ve eski İçişleri Bakanı Meral Akşener aralarında gazeteciler, şirket yöneticileri, işadamları, yüksek yargı üyeleri ve bakanların da bulunduğu bazı vatandaşların telefonlarının dinlendiğini açıkladı. Akşener, Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış kişisel özgürlüklerin ve haberleşmenin gizliliği ilkesinin siyasi şantaj maksadıyla ihlal edildiğini ve bu işte partisinin (ya da partisine yakın bazı kamu görevlilerinin) rol oynadığını itiraf etti.

Akşener ve tayfasının işlediği telefonları dinleme suçu yasalarımızda dört yıla kadar hapis ile cezalandırılıyor. Böyle yasadışı yollardan elde edilen bilgilerin kullanılması suçu ağırlaştırıyor. Telefon konuşmalarının bantlarda montaj yapılarak kullanılması ise başlı başına bir suç.

Başbakan Mesut Yılmaz dün bu suçu kimlerin işlediğinin tespit edilmesi amacıyla derin bir soruşturma başlatılması emrini verdi. Bence soruşturmanın o kadar derinlere gitmesine gerek yok. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderilecek dürüst bir müfettiş suçluları eliyle koymuş gibi orada bulabilir.

Önce bilgilerimizi tazeleyelim: Radikal, 14 Mart 1997 günü birinci sayfasındaki manşetiyle tüm telefonların Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dinlendiğini, belgeleriyle ortaya koydu. Zamanın Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın ‘gizli’ bir yazıyla DGM’den istediği dinleme izninin, Ankara 2 No’lu DGM tarafından ‘gizli’ bir kararla verildiğinin belgelerini yayımladı. Mahkemenin kararına itiraz yolu elbette açıktı, ama karar ‘gizli’ olduğu için kimsenin itiraz edemeyeceği ‘dikkatlerden’ kaçmıştı.

Radikal’in yayını üzerine ÖDP söz konusu kararın iptali için itiraz yoluna gitti ve itirazını kabul ettirdi. Artık Emniyet Genel Müdürlüğü, PTT’yi devreden çıkararak istediği her telefonu dinleyemeyecekti. Her dinleme için ayrı bir mahkeme kararı gerekecek ve PTT sadece o telefonun dinlenmesini sağlayacaktı.

Ağar’ın aldırdığı karardan sonra PTT’nin ana santralından Emniyet’e bir hat çekilmişti. DGM’nin eski izni iptal kararından sonra bu hattın kesilip kesilmediği hiçbir zaman açıklanmadı. Tam tersine zaman zaman gazetelerde yayımlanan haberler eski hattın varlığını koruduğunu, mahkemenin iptal kararına rağmen Telekom’un, Emniyet’e giden hattı kesmediğini gösteriyordu.

Nitekim Meral Akşener’in ‘şecaat arzederken sirkatini söylediği’ basın toplantısı da söz konusu hattın varlığını koruduğunu, bazı Emniyet görevlilerinin siyasi şantaj amacıyla istedikleri her telefonu dinleyebildiklerini ortaya koydu.

Rahmetli İsmet İnönü vaktiyle TBMM’de milletvekillerinin dolaplarının polisce aranması skandalından sonra “Bu gece eşkıyanın ne yapacağı belli olmaz” demişti. Hayatta olsaydı ‘Akşener’in koca kulakları’ için ne söylerdi dersiniz?