Türkiye’de en başından itibaren bir siyasi şov ve propaganda vesilesi olarak görülen Azeri petrollerinin Akdeniz’e indirilmesi konusu, önümüzdeki yılların en ciddi çevre sorununu yaratmaya aday.
Türker Alkan, Radikal’in 13 Ekim 1996’da yayımlanan ilk sayısındaki yazısında gazetemizin “müzmin Oblomovluğumuza son verecek, hepimizi rahatsız edecek bir arena” olacağını yazıyordu.
Çetin Altan dün ‘Ah bu savaş tamtamları’ başlıklı yazısının sonunda şöyle diyordu: Savaşlar da gelir geçer, ama işte eski bir deyimle ‘deler de geçer.’
Türkiye’nin bugüne kadar görülmemiş bir kararlılıkla Suriye’ye karşı giriştiği diplomatik ve siyasi atak, bölgedeki konumumuzu belirlemesi bakımından da ilginç sonuçlar yaratıyor.
ÜSKÜP – Fıkranın başlangıç kısmını İsmet Berkan dün yazmıştı. Devamını yazmamasının nedeni fıkranın Hasan Cemal tarafından ‘ırkçı’ bulunmasıydı. Fıkra aslında buradaki ‘Türk imajını’ gösteren iyi bir örnek. Ayrıca Makedonyalı akrabalarımızın...
ÜSKÜP – Makedony’nın başkenti Üsküp’ün kent merkezinde üzerinde durmuş bir meydan saati olan yıkık bir bina var. Burası 26 Haziran 1963 günü meydana gelen ve eski Üsküp’ün büyük bölümünün yıkılmasına...
İspanya’da Yüksek Mahkeme, Bask ülkesinin bağımsızlığını savunan Herri Batasuna Partisi’nin bazı yerel yöneticileri hakkında verilen hapis cezalarını onayladı. Yanlış hatırlamıyorsam bir sene kadar önce meydana gelen bu olayın ardından kimse...