Cep telefonu mesajlarıyla ortaya çıkan şu son ‘skandal’la ilgili haberleri okuyorum da, bütün bunların matbaanın icadından yaklaşık 350 yıllık bir (1795’ten 1440’ı çıkarınız.) gecikmeyle haberdar olan insanların ülkesinde cereyan ediyor...
E -postalardan taşan umumi arzu üzerine dün kaldığımız yerden devam ediyoruz: Hem evlenmek hem de özgür olmak istemek birbiriyle çelişen bir durum mudur?
Dünyayı radyo DJ’leri yönetseydi ne kadar iyi olurdu diye düşünüyorum bazen.. Elbette sadece radyo değil, çok fazla sallanmamaları koşuluyla televizyon VJ’lerine de razıyım.
Dün Bilişim Fuarı’na gittim. Saat 14.00’te orada olmam gerekiyordu ve nasıl başardığımı bilemediğim bir şekilde tam 14.00’te orada oldum. Tüyap Fuar Merkezi’nin Türkiye’de eşine pek rastlanmayacak büyüklükte bir otoparkı var.
Elimde Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bastırılmış bir kitap var: ‘Polis Gözüyle Polis’ adını taşıyor ve tümüyle polisler tarafından çizilmiş karikatürlerden oluşuyor.
Cumartesi ve pazar günkü yazılarımda ‘Riding The Waves of Culture’ isimli bir kitaptan söz etmiştim. Çok kültürlü ortamlarda iş yapmak durumunda olan iş adamları ve yöneticiler için yazılmış bir kitap...
Çokuluslu ortamlarda iş yapmak durumunda olan yöneticiler için hazırlanmış bir kitaptan söz etmiştim dün. Bugün kaldığımız yerden devam ediyoruz: İkinci senaryomuz şöyle: