Geçtiğimiz yıl Japonya’nın Kobe kentini yerle bir eden depremi hatırlarsınız. Japon yetkilileri depremin hemen akabinde insanüstü bir çalışma gösterdiler.
Önceki gece 32. Gün’de Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller’in canlı yayında karşılıklı konuşmalarını izleyen herkes gibi ben de artık yeni bir erken seçimin kaçınılmaz hale gelmekte olduğunu düşünüyorum.
Sabırlı bir bekleyişten sonra hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanından alan Mesut Yılmaz’ın hükümet konusunda kafasının ne kadar karışık olduğu dün bir kez daha ortaya çıktı.
Türkiye’de yaşamanın ne kadar eğlenceli bir iş olduğuna ilişkin son zamanlarda bir hayli not birikti elimde. Bugün sizlerle bazılarını paylaşmak istiyorum. Eminim, sizlerde de en az benim yazacaklarım kadar ilginç...
Batının nefesini tutarak izlediği Kardak Krizi, sonunda Amerika’nın devreye girmesiyle sona erdi. Yunan politikacılarının uzak görüşten yoksun, basiretsiz girişimleri, Amerika’nın “dünya liderliğini” bir kez daha kanıtlamak için kullanacağı bir oyuncağa...
Salı akşamı Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün’ünü izlediniz mi, bilmiyorum. Ben izledim. En çok dikkatimi çeken iki şey vardı. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kitabı okuduğumda daha lise öğrencisiydim. David Forrest diye, daha sonra adını pek duymadığım bir yazar tarafından yazılmıştı. Hatırladığım kadarıyla, o kitabı satın almaya beni iten şey isminin ilginçliğiydi.