Dün aldığım bir okuyucu mektubu türban konusunda önyargılı olduğum, insanları giysilerine ve dış görünüşlerine bakarak sınıflandırdığım gibi eleştiriler içeriyordu. Demek ki derdimin ne olduğunu tam olarak anlatamamışım.
Milyonların dilinden düşmeyen Fenerbahçe marşının bir yerinde şöyle deniliyor. “Hiçbir kulüpte olmayan bu dostluk / Yıllardır hep şampiyon olduk!” Fenerbahçe’nin içini bilenler için biraz ‘fantezi’ sayılabilir bu “dostluk” meselesi ama...
Bugünkü Radikal’in birinci sayfasında yer alan bir fotoğrafı dikkatle incelemelisiniz. Bu fotoğrafın öyküsü bugün yaşadığımız ‘giyim özgürlüğü’ tartışmalarına ışık tutuyor. Belki binlerce sayfada anlatılabilecek bir olayı tek bir karede özetliyor.
Fenerbahçe’nin Gaziantep deplasmanına gittiği hafta Orta Asya’da bir gezideydim. O bölgede haberleşme imkanları kısıtlı olduğu için döner dönmez eski gazeteleri bulup maçın yorumlarını okudum.
Fenerbahçe matematiksel olarak Şampiyonlar Ligi’ne katılma şansını sürdürüyor. Fikstüre ve Beşiktaş’ın oyununa bakılırsa bu hiç de küçük bir ihtimal değil. Ancak bunun bir tek yolu var.
Necmettin Erbakan’ın ‘türbanlı’ Merve Kavakçı’nın ‘seçilebilecek bir sıradan aday gösterilmesi için’ neden bu kadar bastırdığı artık iyice ortaya çıkmış olmalı. Erbakan Türk siyasetinde benzerlerine çok rastlanan ‘benden sonra tufancı’ların belki...
Dashiel Hammet’ın ‘Sırça Anahtar’ romanını okudunuz mu bilmiyorum. Birçok eleştirmenin, çağdaşı Hemingway ayarında bir yazar olarak kabul ettiği Hammet hayatını polisiye romanlar yazarak kazanırdı. Hemingway kadar ünlü olmamasını ise aynı...