Dün televizyonda deprem bölgesinden canlı yayın yapan muhabirlerden biri şöyle diyordu: Beklenmedik bir anda gelen deprem, kurtarma işlerini yapacak kamu görevlilerini hazırlıksız yakaladı!
Antalya’da bir suçluyu kovalayan polis memurunun açtığı ateş sonucu komşusunda oturmakta olan masum bir kadın hayatını kaybetti. Bu olay polisin görev başındayken silah kullanması ile ilgili eski tartışmaları yeniden gündeme...
Güneş tutulurken biz bir grup arkadaş ile birlikte bir meşe ağacının altına kurulmuş açık hava sofrasında Fenerbahçe’yi kurtarmaya çalışıyorduk. Elbette yan gözle de Güneş ile Ay’ın dansını izlemeyi de ihmal...
Sonunda hayatımdaki bütün kadınları vicdanımdaki mahkemede beraat ettiren kararı vermemi sağlayacak bir delil elde ettim. Meğerse kadınları alışverişlerde çılgınca para harcamaya iten şey, okuldaki matematik eğitimlerinin yetersizliği değil, ‘beyin dalgaları’ymış.
Bülent Ecevit Hükümeti’nin TBMM tatile girmeden önce çıkmasına çok önem verdiği ve ‘tahkim’i anayasal düzenimizin bir parçası haline getirecek girişim bugün TBMM gündeminde olacak.
Ben gazeteciliğe Yankı Dergisi’nde Mehmet Ali Kışlalı’nın yanında başladım. Ve meslek hayatımın çok uzun bir bölümünü bu başlangıçtan kaynaklanan sebeplerle olsa gerek dergicilikte geçirdim.
SARAYBOSNA-Odamın penceresinden gördüğüm şey karlar altında kalmış, sevimli bir tatil kasabası.. Tepelere doğru uzanan evler dizisi, sivri çatıları, küçük pencereleri ile Avusturya Alplerinden bir görüntü sunuyor sanki.
Seçimlerin ardından Bülent Ecevit başbakanlığındaki DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinin kurulması ve bu hükümetin TBMM’de uzun yıllardır hiçbir hükümetin sahip olamadığı bir çoğunluğunun olması birçok kişinin umutlanmasına yol açmıştı.