Bursa’nın İngiliz stadlarını andıran Atatürk Stadı’nda dün 90 dakikası zevkle seyredilen bir karşılaşma izledik. Zevkle seyredilen diyorum, çünkü Saffet Sancaklı’nın oyunda kaldığı süre içinde bir futbol oyuncusundan çok bir komedyen...
Biz ortaokuldayken çok satılan bir kitap vardı: Kız tavlama sanatı: Yazarının kim olduğunu doğrusu hatırlamıyorum. Yatakhanede hemen her dolapta bir tane bu kitaptan vardı ama yine de biz suratlarımızda ergenlik...
Artık bir torunum var. Omuzlarımdaki sorumluluk bir kat daha arttı. Kızım büyüdükten sonra geceleri çocuk ağlaması ile uyanmayı ne kadar özlemişim, bilemezsiniz.
Tanrı günah yazmasın ama zaman zaman düşünmüyor değilim. Acaba bu güzelim İstanbul Boğazı biz Türklerin bulunduğu bu coğrafyada değil de İngilizlerin, Fransızların, İtalyanların yaşadığı bir coğrafyada yer alsaydı acaba nasıl...
Dün sabah İstanbul küçük çaplı bir Nuh Tufanı’na sahne oldu. Zaten zor akan trafik iyice kilitlendi, sokakları seller götürdü, kentin büyük meydanları göle döndü.
Nihat Subaşı’yı gazetecilik hayatımın ilk yıllarında tanıdım. Ankara’da Mehmet Ali Kışlalı’nın sahibi ve Genel Yayın Müdürü olduğu Yankı dergisinde çalışıyordum.
İtiraf etmeliyim ki 20 yılı geçen gazetecilik yaşamımda mesleki tatmin duygusunu yaşamamı en çok sağlayan şey, bir yayının ilk sayısını elime almak oldu.