On altıncı yüzyılda Kutsal Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’daki elçisi , Baron de Busbecq, Türklerin yeni teknolojilere karşı tutumları ile ilgili olarak şunları yazmıştı:
Geçen gün Cine 5’te bir film seyrediyordum. Sıradan bir polisiye.. Adını bile şimdi hatırlamıyorum. Size söz etmek istediğim şey bu filmdeki bir sahne ile ilgili.
Amerikalı yazar Dashiel Hammet nedense Türkiye’de pek tanınmıyor. Oysa birçok eleştirmen onu çağdaşı Hemingvvay ile bir tutuyor. Onun kadar ünlü olmaması ise genellikle McCarthy soruşturmalarındaki ödün vermez tutumuna bağlanıyor.
Şampiyonlar Ligi’nde, takımların mücadele edecekleri grupları belirleyen kuralar çekildiğinde Fenerbahçe’nin en zor gruplardan birine düştüğünden herkes hemfikirdi. Grupta yer alan takımların genel durumuna bakıldığında Juventus’un grup liderliğini sonuna kadar koruması...
TORINO – İnsan İtalya’da dolaşırken kentlerin tarihi dokusunun korunmasına gösterilen özenden gerçekten çok etkileniyor. Âkla hemen aynı şeyi niçin kendi kentlerimizde başaramadığımız sorusu takılıyor.
Fenerbahçe bugün kendi tarihinin en önemli maçlarından birisine çıkacak. Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkan ilk Türk Takımı olma onurunu bakalım kazanabilecek mi?
TORINO – ilk gençlik yıllarımızın en büyük hayali 2000’lere geldiğimizde İtalya’yı yakalamaktı. 12 Mart’ın ünlü beyin takımının hükümeti iktidardaydı. Atilla Karaosmanoğlu hesaplamış ve “Bu hızla gidersek 2000 yılında İtalya’yı yakalarız”...
Gazetede köşe yazısı yazmanın da kendine göre incelikleri var. Bir gazete her şeyden önce kitlesel tüketimi olan bir ürün olduğu için çok farklı sosyal ve ekonomik kitlelere aynı anda hitap...
Hayvanlar âleminin insanlar için her zaman öğretici ve eğitici olduğunu düşünürdüm. Dünkü Hürriyet’in pazar ekinde Doğan Satmış’ın Güney Afrika maceralarını okuyunca bu inancım biraz daha pekişti.