Dünkü yazımı “Bu şiddet histerisini körükleyen toplumsal sebepleri bulmak ve düzeltmek zorudayız” diye bitirmiştim. İşe iğneyi kendimize batırarak başlamak istiyorum.
Dün sabah televizyonda Başbakan Bülent Ecevit’in, milletvekillerini Anayasa’nın gizli oy ilkesini ihlale davet etme konuşmasını izlerken ‘böyle mi olmalıydı’ diye düşündüm.
YENİ DELHİ – Güneş doğarken Taj Palace’ın yekpare cam cümle kapısından çıkıp bembeyaz mermer döşenmiş ön avluya ayağımı bastığım anda gür bir sesle irkildim:
Bir anlamda Süleyman Demirel’in ‘mesleki’ geleceğini de belirleyecek olan Anayasa değişiklikleri ile ilgili oylama, Radikal’in iki gün önce tespit ettiği gibi ‘bıçak sırtında’ gerçekleşti.