Yazımın başında hemen belirteyim ki biraz sonra okuyacaklarınız, 10 günlük tatili İstanbul’da ve işinin başında geçirmek zorunda kalan bir insanın hezeyanları değildir.
Fanatik’te iki gündür üst üste yayımlanan bir haber bana soldaki kulağını, sağ elini kafasının arkasından dolaştırarak gösteren adamı hatırlattı. Fatih Terim’in “Ajax modeli alt yapı” projesinden söz ettiğimi hemen anlamış...
Sakallı Celal, Türkiye’nin batılılaşma çabalarını ‘doğuya giden bir gemide batıya doğru yürümek’ diye nitelemişti. Okuduğum bir kitap bu sözü bana yeniden hatırlattı.
Akşam Gazetesi’nin eski sahibi Mehmet Ali Ilıcak’ın tutuklanıp hapse konulması olayı, Türkiye’de kamu ile vatandaş ilişkisinin niteliğini bir kez daha görmemizi sağlayan iyi bir örnek oldu.
Yıllar önce Orhan Gencebay’ın oynadığı bir film seyretmiştim. Üniversitede okuduğum yıllardaydı. 0 zamanlar acıklı Türk filmlerine gidip katıla katıla gülmek modaydı. Çok eğlenirdik ama sinemanın diğer müşterilerinin de nefretini toplardık....
Fenerbahçe’nin şampiyonluk yarışında kazandığı avantajı kaybetmemek için mutlaka kazanmak zorunda olduğu bir maça tek forvet oyuncusu ile çıkmasının anlamı ne olabilir?
Ankara’da gazetecilik yaptığım yıllarda (Eylül 1980 öncesi) gazeteciler arasında sık yapılan bir şaka vardı: Dün gece Genelkurmay’ın ışıkları sabaha kadar yanmış!